Belli bir yaştan sonra insan hayatını çizmeye başlar. Yavaş yavaş istekleri, hayalleri oluşur. Hayatı tanıdıkça bazen değişir, bazen de aynı kalır. Fakat her iki ihtimal de insan hayatında mümkündür. Her yaş insana bir şeyler öğretir. Her zorluk insanda bir artı yön bırakır. Her insan, kayıplarını bilir. Yıllar geçse de insanda değişmeyen şey ise hayata dair kurduğu beklentilerdir. İnsan zamanla kendine bir yol çizer. Neyi istediğini, neyi istemediğini, nerede olmak istediğini düşünür. Bazı şeyleri gerçekleşeceğinden emin olarak bekler, bazı şeyleri ise daha en başından hayatının dışında bırakır. Çünkü insanın bir de “asla”ları vardır.
Asla gitmem dediği yerler, asla tanışmam dediği insanlar, asla yaşamam dediği hayatlar vardır. Bazı kapıların kendisi için hiç açılmayacağını düşünür. Bazı ihtimalleri daha gerçekleşmeden siler hayatından. Fakat hayat, insanın çizdiği sınırları her zaman dikkate almaz. Hiç beklemediğimiz bir anda, hiç düşünmediğimiz bir şey karşımıza çıkabilir. Yıllarca imkânsız gördüğümüz bir hayal gerçekleşebilir. Hayatımızda olacağını hiç düşünmediğimiz bir insan, bir gün en önemli yerlerden birine sahip olabilir. Bazen de bütün planlarımızı değiştirecek bir olay, hazırlıksız olduğumuz bir anda kapımızı çalabilir. Çünkü insan geleceği düşünürken bugünkü aklıyla düşünür. Oysa yarının insanı, bugünkü insandan farklıdır. Başımıza gelecekleri, tanışacağımız insanları, yaşayacağımız kayıpları ve kazanımları henüz bilmiyoruz. Belki de bu yüzden “asla” kelimesini hayatımızdan biraz uzak tutmalıyız.
Çünkü bugün imkânsız görünen şey, yarının gerçeği olabilir. İnsan bazen bir şeyin olmayacağına o kadar inanır ki gerçekleştiğinde şaşırmaktan önce kendi düşüncesine şaşırır. “Ben bunun olacağını hiç düşünmemiştim.” der. İşte hayatın en büyük sürprizleri de çoğu zaman böyle başlar. Asla olmaz sandıklarımız olur. Hiç karşılaşmayacağımızı düşündüklerimizle karşılaşır, hiç çıkmayacağımızı düşündüğümüz yollara çıkarız. Bazen yıllarca kurduğumuz hayalin çok uzağında bir yerde kendimizi buluruz. Bazen de hiç hayalini kurmadığımız bir hayatın içinde, kendimizi daha mutlu buluruz. Belki hayatın güzelliği de biraz buradadır. Her şeyi önceden bilmemekte, her yolu önceden çizmemekte… Çünkü insanın hayal edebildikleri sınırlıdır. Hayatın karşımıza çıkarabilecekleri ise bizim hayallerimizden çok daha fazladır. Bu yüzden bazı şeyleri zorlamadan beklemek gerekir. Bazı kapıların ne zaman açılacağını, bazı insanların ne zaman hayatımıza gireceğini, bazı hayallerin ne zaman gerçeğe dönüşeceğini bilemeyiz. Ve yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda belki de en çok şu cümleyi söyleyeceğiz: “Ben bunun bir gün olacağını hiç düşünmemiştim.” Çünkü hayat, çoğu zaman insanın planladığı yerden değil, hiç düşünmediği yerden devam eder. Asla olmaz sandıkları olur.
















