Hata… Hatalar… Pişmanlık ve özür dilemek.
İnsanın fıtratında hata yapmak vardır. Hata yapmak kaçınılmazsa, insan neden bile bile hata yapsın? “İnsanoğlu beşer, elbet şaşar.” derler. İnsan yanılabilir, yanlış yapabilir. Önemli olan hiç hata yapmamak değil; yaptığımız hatalardan ders çıkarabilmek ve aynı hatayı tekrar etmemek için gayret göstermektir.
Adli Bilimler Uzmanı Prof. Dr. Sevil Atasoy’un meşhur sözünü hatırlatmak isterim:
“Unutmayın, kusursuz cinayet yoktur.”
Bu söz, ne kadar dikkatli ve titiz çalışan bir insanın bile hata yapabileceğini gözler önüne seriyor. En kusursuz olduğunu düşündüğümüz davranışın en ince ayrıntısında bile bir hata veya eksiklik bulunabilir.
Peki, insan hata yapmayı biliyor da neden özür dilemeyi bilmiyor?
Çünkü kimilerine göre özür dilemek; acizlik, güçsüzlük veya eziklik göstergesidir. Oysa bana göre gerçek güç, insanın yaptığı hatayı kabul edebilmesidir. Hatta bazen hata yapmadığımız hâlde, karşımızdaki insanı kırdığımızı fark edip özür dilemek bile büyük bir erdemdir.
Özür dilemek bir erdemdir. Çünkü insanın önce kendi egosuyla yüzleşmesini gerektirir.
Hatanın içeriği çok geniştir. Kimi zaman gereksiz bir özgüven, kimi zaman cahil cesareti, kimi zaman da kendimizi haklı çıkarma isteği bizi hataya sürükler. İnsan bazen yaptığı yanlışı bir güç gösterisi zannedebilir. Oysa başkasını kırmak, haksızlığını kabul etmemek veya hatasının arkasında inatla durmak güç değildir.
Asıl güç, insanın kendi hatasıyla yüzleşebilmesidir.
İnsan pişman olduğu hatalar yapar ve ardından pişmanlık duyar. Fakat bazen aynı hatayı hiç düşünmeden tekrar tekrar yapar. İşte burada insanın kendisine sorması gereken başka bir soru ortaya çıkar:
Bir hata kaç kez tekrarlandığında artık hata olmaktan çıkar?
Belki de insanı yaptığı hata değil, hatasından sonra gösterdiği tavır anlatır. Özür dileyebiliyor mu? Hatasını kabul edebiliyor mu? Yaptığından ders çıkarabiliyor mu? Yoksa her defasında başka bir bahane bulup aynı yanlışı yeniden mi yapıyor?
Çünkü gerçek bir özür yalnızca “Pardon.” demek değildir. Gerçek özür, insanın yaptığı yanlışın sorumluluğunu üstlenebilmesidir.
“Ben hata yaptım.”
“Bunun farkındayım.”
“Seni incittiğimi kabul ediyorum.”
“Bunu bir daha yapmamak için çaba göstereceğim.”
İşte gerçek özür, belki de bu dört cümlenin samimiyetinde saklıdır.
İnsan hata yapabilir. Çünkü insan kusursuz değildir. Fakat hata yapmakla, hatasında ısrar etmek aynı şey değildir.
Bir hata insana ders olabilir. Aynı hatayı tekrar etmek ise insanın o dersten ne kadarını öğrenip öğrenmediğini gösterir.
Belki de hayatın bize öğrettiği en önemli şeylerden biri budur:
Hata yapmak insan olmaktır; hatasını kabul etmek olgunluk, özür dilemek ise erdemdir.
Peki ya bile bile yapılan hatalar? Pişman olduğumuz hâlde tekrar tekrar yaptığımız yanlışlar?
İnsanın kendisine dönüp sorması gereken soru belki de tam olarak şudur:
Hata, günahın evrensel hâli midir; yoksa insanın kendisini tanımasının bir yolu mu?

















