Ana vatanı Orta Asya olan, Türkler tarafından Anadolu’ya taşınan, Osmanlı İmparatorluğu zamanında Avrupa’ya yayılan çiçektir lale. Hollanda’ya Osmanlı İmparatorluğu’ndan gitmesine rağmen şimdi lale deyince ilk akla gelen ülke Hollanda oluyor.
Siyah Lale kitabının yazarı Alexandre Dumas, 1850 yılında yayınlanmış olan ve Hollanda tarihindeki lale çılgınlığı döneminde laleye verilen önemi, siyah lale üretenin ödüllendirileceğini anlatan tarihi romanında Hollanda’nın laleye ne kadar önem verdiğini belirtiyor.
1960 yılında İstanbul’daki Emirgan Parkı’nda özel bir bahçe kuruldu. Lale soğanlı bir bitki olduğundan, soğanları türlerine bağlı olarak Eylül-Kasım aylarında dikilir ve yine türlerine bağlı olarak Nisan-Mayıs aylarında çiçek açar. Bu bahçede sergilenen renk renk laleleri bizler de her yıl Emirgan Parkı’na görmek için giderdik.
2005 yılından itibaren her nisan ayında Emirgan’da Uluslararası Lale Festivali düzenlenir, Emirgan Korusu binlerce lalenin sergilendiği bir açık hava galerisine dönüşür.
1600’lü yıllarda Hollanda’ya gelen laleler için Hollanda bugün çeşitli festivaller tertip ediyor. Amsterdam ve Keukenhof festivalleri en tanınmışlarıdır.
Osmanlı İmparatorluğu’nda 1718-1730 yılları arasındaki dönem yaygın olarak lale yetiştirildiğinden LALE DEVRİ olarak anılmaktadır. Nisan ve mayıs aylarında çiçek açan lale, sanat ve kültürümüze uzanan yüzlerce yıllık simgedir. Ömrü 2 ya da 3 yıl olan lale, elif gibi dik duruşuyla Allah lafzını ifade eder. Çiçeğinin ömrü yedi ila on gündür, güneş ışığından uzak tutmak gerekir.
Lale adı Türkçe’ye Farsça’dan geçmiştir, kırmızı şey anlamına gelen (alarag) sözcüğüdür. Türkçe’de güzel ve zarif anlamına gelir.
LALE- Doğada, Tarihte, Sanatta kitabının yazarı Profesör Dr. Gül İrem İrepoğlu, lalenin imparatorlukları etkileyen, sanata yön veren tarihini incelerken, Orta Asya’dan İstanbul’a ve tüm dünyaya nasıl yayıldığını anlatıyor. İstanbul’da Osmanlı İmparatorluğu döneminde yabani bir çiçek olmaktan çıkıp bahçe çiçeği haline getirildiğini dile getiriyor.
Hayırseverliğin simgesi olan laleler, bir sevgi ve umut mesajıdır. Lale başta kırmızı ve sarı olmak üzere ara tonlarda da çeşitli renklere sahiptir.
- Kırmızı lale; ölümsüz ve sonsuz aşkı,
- Beyaz lale; temizlik ve saflık (düğünlerde ve yeni başlangıçlarda kullanılır),
- Sarı lale; neşe ve mutluluk,
- Pembe lale; zarafet ve şefkat,
- Mor lale; asalet ve gizem,
- Siyah lale; (ki ender bulunur) gizemi, ulaşılması zor yasak aşkı ve nadir güzelliği temsil eder.
Günümüzde 5 binden fazla lale türü vardır.
1000 m ve 1000 m’nin üzerindeki yükseklikte, Anadolu’nun doğusunda (Tunceli, Hakkari, Van) yetişen 50-60 cm boyunda (ağlayan gelin) olarak bilinen ters lale, birçok din ve kültür için hüznün sembolüdür.
Müslüman söylencelerine göre Hz. Hasan ve Hüseyin’in Kerbela’da katledilişlerinden, bir başka efsaneye göre ise Ferhat ve Şirin efsanesine dayanan hikayeler nedeniyle büyük acıları anlatmaktadır. Anadolu topraklarında aşkın, sevginin olduğu kadar en çok da hüzün sembolüdür. Bahar aylarında kırmızı, sarı, turuncu renkli çiçek açar.
Hristiyanların inancına göre ise Hz. İsa çarmıha gerildikten sonra çok üzülen Meryem Ana’nın döktüğü gözyaşlarından filizlenmiştir.
Osmanlı döneminde cami süslemelerinde kullanılmış. Dünyada sadece belirli bölgelerde yetişen ters lalenin Türkiye’de 20’den fazla türü bulunmaktadır.
Türkiye’de koruma altındaki bitki türleri arasındadır. Yoğunluk ve dağılımı sınırlı olduğundan ters lale koparmak, soğanını sökmek veya zarar vermek yasaktır.



















