Evet, o bir aptaldı, etrafındaki herkes bunu ona defalarca hatırlattı. Çünkü herkese göre yaptığı her iş aptalcaydı. Ama tahmin edemeyecekleri şey; yaptığı o aptalca işlerin sonunda onun bir servet kazanacağıydı.
Evet, o bir servet kazanacaktır. Hatta “Aptallıkla paranın nasıl kazanılacağına dair” bir kitap bile çıkaracaktır. En komiği ise, noktalama işaretlerini nerede kullanacağını bilmediği için kitapta hiçbir noktalama işareti olmayacaktır. Kitabın en son sayfasına dizeceği o işaret yığınının altına ise şu notu yazacaktır: “Alın, isteyen istediği yere istediğini koysun, çünkü ben bir aptalım.”
Hadi gelin, dünyanın en şanslı aptalının hikayesine hep beraber bakalım.
Timothy Dexter, 1700’lerin sonunda Amerika’da, hayata pek de parlak başlamayan, okuma yazması kıt bir deri işçisiydi. Ama bir şekilde zengin bir dul ile evlenmeyi başarınca hayatı bir anda değişti. Parası vardı ama kültürü ve eğitimi yoktu. Bu durum, dönemin “soylu” ve kendini beğenmiş zenginlerini çok rahatsız etti. Onu aralarına almak bir yana, her fırsatta aşağılayıp parasını elinden almak için planlar yaptılar.
Sosyetenin bu kibirli üyeleri, Timothy’yi batırmak için ona en saçma yatırım tavsiyelerini vermeye başladılar. “Bak Timothy,” dediler, “Karayipler’de (hani o güneşin insanı kavurduğu adalar) acayip bir yatak ısıtıcı tava ve kömür kıtlığı var. Servetini oraya yatır, çok kazanırsın.”
Şimdi normal bir insan, ekvatorun sıcağına kömür ve ısıtıcı göndermenin delilik olduğunu bilir, değil mi? Ama bizimki “tamam” dedi, gemileri doldurup gönderdi. Herkes ellerini ovuşturup Timothy’nin iflasını beklerken, limandan bir haber geldi: Meğer adalarda o ara devasa bir şeker kamışı hasadı başlamış! Timothy’nin o uzun saplı yatak ısıtıcıları, pekmezi süzmek için dünyadaki en iyi “süzgeç” ilan edilmiş. Kömürler ise şeker fabrikalarında yakıt niyetine fahiş fiyatlara satılmış. Timothy, kendisine kurulan bu “aptal” tuzağından ceplerini altınla doldurarak çıktı.
Şaka bitti mi sandınız? Hayır. Bu sefer de “Sokak kedilerini toplayıp Karayipler’e gönder.” dediler. Timothy yine ikiletmedi, bütün mahallenin kedilerini topladı. Oraya vardığında ne oldu dersiniz? Adaları fareler basmış! Kediler resmen kurtarıcı muamelesi gördü, Timothy yine parayı vurdu. Hatta bir seferinde ona “İncil sat.” dediler, tam o sırada büyük bir dini uyanış yaşandı ve koca bir gemi dolusu İncil dakikalar içinde tükendi.
Timothy, kendisine kurulan her pusuyla daha da zenginleşince iyice tuhaflaşmaya başladı. Malikanesinin bahçesine kendisi dahil 40 tane ünlü adamın heykelini diktirdi. Ama en tuhafı, insanların onun arkasından ne diyeceğini merak etmesiydi. Kendi ölüm haberini yaydı ve devasa bir sahte cenaze töreni düzenledi. 3.000 kişi toplandı, dualar edildi. Timothy ise bodrum katındaki gizli bir bölmeden olup biteni zevkle izliyordu. Fakat bir sorun vardı: Karısı yeterince ağlamıyordu! Dayanamadı, cenazenin ortasında elinde sopayla çıkıp karısını kovalamaya başladı. Millet “hortlak” diye kaçarken, o sadece karısının yas tutma performansını beğenmediği için kavga ediyordu.
Sonuçta Timothy Dexter, kendine “aptal” diyen herkesi cebinden çıkardı. O noktalama işaretsiz kitabıyla sadece edebiyatla değil, onu küçümseyen tüm dünyayla dalga geçti.
Belki de Timothy bize şunu gösteriyor: Hayat, bazen çok ince hesaplayanların değil; rezil olmaktan korkmayanların ve “olmaz” denilene kulak tıkayanların oyun alanıdır. Şimdi söyleyin bana, bugün hangi mantıklı korkunuz yüzünden yerinizde sayıyorsunuz?




















