Yorgunluk sadece bedende olmaz. En çok da yürekte, hayallerde ve umutlarda olur… (La Edri)
Keyif aldığın işi bitirdikten sonraki “bitkinlik” belki de dünyanın en güzel “yorgunluğudur”… Keyif aldığın iş sizi hiçbir zaman yormaz, bilakis daha çok dinç olmanızı sağlar…
Peki insanı en çok ne yorar? İnsanı en çok anlaşılmamak ve kendini anlatamamak veya yanlış ifade etmek yorar. En kötüsü de etrafın seni anlamayan veya anlamaya çalışmayan insanlarla donatılmasıdır. William Shakespeare demiş ki; “Anlaşılamadığın bir dünyada yaşamak cehennemdir…” Onun için etrafınızı sizi anlamayan insanlarla sararsanız, cehenneminizi kendi ellerinizle inşa etmiş olursunuz.
İnsanı yoran diğer bir konu ise problemlerdir. Dikkatlice baktıkça problemlerin sürekli hayatımızda olduğunu görürüz ve bu problemlerin çözülmemesi insanı yorar, bezdirir. Ama bu dünyada çözülmeyen veya çözülemeyen çok az problem vardır ve bütün problemlerin çözülmesi, problemlere odaklanmak değil, çözüm yolları üretmektir. İşte burada sizin probleme tembel yaklaşımınız, o problemin hayatınızdan çıkmadığını, bir karma gibi sürekli bir döngüyle size geri döndüğünün şahidi olursunuz. Dünyada gelişmekte olan bütün sektörlerin geliştirildikleri nedenin başlangıç hâli bir sorundu. Çünkü bütün çözümler bir sorunla başlar ve çözüm yolu, çözümün özünü anlayarak üretilir. Şu an herkesin hayatını gözlemlersek, yukarıda belirttiğim gibi herkes sürekli bir sorunla uğraşmakta… Ama günün sonunda sorunu sorun etmeyen, sorunu daha alternatif yollarla ve avantajlı şekilde halleden kazanır; bunu da sürekli gayret göstererek elde eder.
İnsanın yorgunluktan kurtulma yöntemi ise onun amacı yolundaki gayreti bitmediği sürece yola devam etmekten vazgeçmemesidir…


















