Eğitim… Türkiye’nin en sancılı yarası. İlacı var mıdır dersem tabii ki vardır, lakin başka yerde değil tam içimizde, yani bizde.
Ülkemizde ne yazık ki en büyük sorunların başında, bence ilk sırada eğitim gelir. Eğitimin içine her şeyi sokabilirsiniz. Sadece çocukların eğitimi değil, büyüklerin de eğitimi. Ama tabii ki bugünün çocukları yarının büyükleri olacaklardır. Peki ülkemiz neden eğitimde bu kadar gerideyiz? Neden bir adım bile ilerleyemiyoruz eğitim konusunda? 2026’ya geldiğimiz şu zamanlarda, teknolojik olarak, askerî ve savunma olarak çok ileride olduğumuz sahalarda olduğu kadar neden eğitimde somut olarak adımlar atılmıyor ve eğitimimizi ilerletemiyoruz?
Bence ilk önce sorunu iyi kavrayıp, daha sonra tedaviye başlamak gerek, lakin biz sorun nerede onu bilmiyoruz ve hep bu yarayı yara bandıyla kapatıp duruyoruz. Artık yara bandını atıp o yaraya ilaç bulmak gerek. Ameliyatsa ameliyat, değilse ilaçlarla tedavi yoluna gidilmeli.
Eğitim bir ülkenin geleceğini şekillendiren, ona yön veren ve ülkeyi ilerletmek için en önemli araçtır. Eğitim, insanı insan, toprağı vatan yapan en önemli silahtır. Eğitimsiz bir toplum o silahı kendine doğrultur. Eğitim, canlıyı insan yaptığı gibi insanı da duyarlı, ince, nezaket sahibi bir varlık yapar. Empati duygusuyla karşısındakine saygı duymayı ve insana yakışır bir şekilde bilgili, donanımlı, onu tüm bilgi ve bereketiyle azametli hâle getirir, saygı duyulası bir insan yapar. Dinimizde de eğitime verilen değer, zaten inen ilk ayetlerde, Alak Suresi ilk beş ayette buyrulduğu gibi:
“Oku, Yaradan Rabbinin adıyla. O, insanı bir kan pıhtısından (alak) yarattı. Oku, senin Rabbin kalemle yazmayı tâlim eden, insana bilmediğini öğreten, bol kerem ve ihsan sahibidir.” ayetleriyle zaten insanlığa eğitimin ve bilimin öncülüğünü yapmıştır. Hazreti Ali’ye atfedilen bir sözle “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum” diyen bir dinimiz var. Bilenle bilmeyenin bir olmayacağını ilan eden bir dinimiz var. İnancımız eğitim ilkesini baş tacı etmişken, kültürümüzde nice ilim ve bilim adamlarımız dünyaya nizam verirken şu an içinde olduğumuz durumu kim izah edebilir? Çocuklarımız okullarda arkadaşını öldürüyor, öğretmenine kıyıyor, sonra da kendi canına son veriyor. Biz ne ara bu hâle geldik? Çocuklarımız ne ara katil oldu? Ya da asıl katil biz miyiz?
Bence asıl katil biziz. Neden mi?
Çok derine inerdim ama kısa olarak şuna değineyim. Bizim çocuklarımız oyuncak olarak Spiderman, Batman, Superman vs. batıdaki yani Avrupa’daki film karakterleri olan Marvel karakterleriyle büyüyor. Soruyorsun, Ertuğrul Gazi’yi, Alparslan’ı, Satuk Buğra Han’ı, Alp Er Tunga’yı tanımıyor. Kızlarımız Barbie, Frozen gibi batı menşeli oyuncaklarla oynuyor, soruyorsun, Halime Hatun kim, Nene Hatun, Kara Fatma kim, bilmiyor. Çocuklarımız Sindirella, Rapunzel, Kırmızı Başlıklı Kız gibi batı menşeli masallarla büyüyor, Dede Korkut Hikâyelerini, Nasreddin Hoca’yı anlatınca dinlemiyor, kâle bile almıyor. Çocuklarımız televizyonda her gün Avrupa menşeli filmler, diziler izliyor. Avrupa’da her ne var ise alıyoruz. İyisiyle kötüsüyle içimize aldık. Mecburmuşuz gibi, neresinde ne varsa çağdaşlık adı altında, uygarlık adı altında her yerimiz Avrupai oldu. Hani ilerleyecektik? Ne oldu? Avrupa’yı örnek aldığımızda hani modern olacaktık? Çağdaş, uygar seviyesine çıkacaktık?
Uçacaktık, kaçacaktık. Ters tepti sanki. Bize yaramadı, ne dersiniz?
Aynı yere geliyoruz. Eğitimin tedavisi bizde arkadaşlar, bizde. Avrupa’da değil. Kendi içimizde. Köklerimizde. Kültürümüzde. Bizde. Başka yerde değil.
Vesselam…


















