Hayatın kendisine göre bir melodisi yok mu size göre de? Belli bir ahenkte ilerliyor sanki hayat akarken. Biz ise koştururken bu ahengi yakalayamıyoruz ya da kaçırıyoruz sanki.
Karmaşık gibi görünen gündelik hayatın akışında giderken hayatı dinlemeyi ıskalıyoruz sanki. Bir yandan yetişmemiz gereken yerler, bir yandan hayatı yaşamak, biraz zor geliyor olsa.
Dinleyene ritmik bir melodi gibi yaşam. İnsan sesleri, hayvanlar sesleri ve bir dolu yaşamın gereklerinin sesleri var. Belki de gürültü dediğimiz seslerden ibarettir bu melodi.
Hiç bir parka oturup kuş seslerini dinleyen oldu mu mesela? Ya akan bir şelalenin sesi ne kadar mutlu ederdi insanı aslında. Çocukların cıvıl cıvıl sesleri de eklenebilir mesela bu huzurlu kareye.
Bazen insana ağır gelen sesler, siz huzurlu ve mutluyken, en güzel ninni gibi de gelebilir. Yaşıyorum ve hayattayım hâlâ hissi için mükemmel bir karışımdır sokak sesleri. Araba korna sesine her insan sinirlenir ama halbuki yaşamın akışının ahenginde onun bile bir yeri var.
Bu seslere kulak tıkayanlar, işitemeyen insanlardan farklı değillerdir. Dünyanın sesine kulak vermeyenler ne kadar mutlu olabilir ki? Yaşam enerjisi için belki de kulaklarımızı açmamız gerekli.
Elbette dünyayı sessize almak istediğimiz ve kendimize kalmak istediğimiz vakitler de olacaktır. Bazen bunaltıcı da olabilir sesler tabii ki. Yine de yaşamın bir parçası olan bu sesler, hayatın bir parçası.
Kalbinizin bile bir sesi varken nasıl duyarsız kalınabilir ki bu seslere? İnsanın nefesi bile bir notadır bu melodide.
En iyisi dinlemektir. Hayat Bir Melodi çünkü.
















