Bazı hayaller vardır, insan onları gerçekleştirmek için değil de yaşamak için kurar sanki. Küçüklüğümüzde kurduğumuz o saf hayaller gibi…
Büyüyünce her şeyin güzel olacağına inanırdık. İnsanların kırmayacağını, dostlukların bitmeyeceğini, sevginin hep kalacağını düşünürdük. Ama zaman büyütürken biraz da eksiltiyor insanı.
Çocukken en büyük derdimiz düşüp dizimizi yaralamaktı. Şimdi ise kimsenin göremediği yerlerimiz acıyor.
Kalbimiz yoruluyor, zihnimiz susmuyor; içimizde sürekli bir ekiklik dolaşıyor. Ve insan büyüdükçe anlıyor; bazı yaralar görünmediği için daha derin oluyor.
Hayat herkesi bir noktada yalnız bırakıyor. Kalabalıkların içinde bile insan kendini eksik hissedebiliyor.
Bazen bir sofrada herkes konuşurken sen sadece susuyorsun. Çünkü anlatmaya çalışsan bile kimsenin tam olarak anlamayacağını biliyorsun.
En çok da kendimizden uzaklaşıyoruz galiba. Eskiden bizi mutlu eden şeylerin artık hiçbir anlam taşımaması ne garip…
Bir şarkı dinlerken içinin sızlaması, eski fotoğraflara bakınca gözlerinin dolması… İnsan geçmişe dönmek istemiyor aslında, sadece oradaki kendisini özlüyor.
Bazı insanlar hayatımıza iz bırakmak için geliyor. Gittiklerinde arkalarında büyük cümleler bırakmıyorlar belki ama alışkanlıklarını bırakıyorlar.
Bir kahvenin kokusunda, bir sokakta, bir şarkının içinde ansızın karşına çıkıyorlar. İnsan unutmanın sandığı kadar kolay olmadığını o zaman anlıyor.
Gece olunca insanın iç sesi daha çok konuşuyor. Gündüz bastırdığın ne varsa karanlıkta ortaya çıkıyor. Keşkeler, kırgınlıklar, yarım kalmış konuşmalar… İnsan en çok geceleri kendisiyle yüzleşiyor.
Birine içten bağlandığında onun değişmesi canını acıtıyor. Çünkü sen hâlâ eski hâlini severken, o çoktan başka biri olmuş oluyor. İşte o an anlıyorsun; bazen insanlar gitmeden önce bile kayboluyormuş.
Yine de insan yaşamaya devam ediyor. Her şeye rağmen sabah uyanıyor, gülümsüyor, insanlara “iyiyim” diyor. Belki gerçekten iyi olduğu için değil, yorulduğunu kimse görmesin diye… Çünkü bazı insanlar kırıldığını belli etmeden yaşamayı öğreniyor.
Belki de hayatın en ağır tarafı budur; herkesin içinde kimsenin bilmediği bir savaş taşıması.
Dışarıdan sakin görünen insanların içinde fırtınalar kopuyor olabilir. Bu yüzden bazen bir insanı anlamak için söylediklerine değil, sustuklarına bakmak gerekir.
Ve günün sonunda insan şunu fark ediyor: Zaman geçiyor, insanlar değişiyor ama bazı şeyler geri dönmüyor.
Ama insanın içinde küçücük de olsa hep bir umut kalıyor. Belki bir gün yeniden huzurlu hissederim diye… Belki bir gün içimdeki sessizlik diner diye…

















