Hayat iki yüzlüdür. Öyle derdi tanıdığım yaşı geçmiş bir bilge. İki tarafı vardır hayatın derdi. Bir tarafı mutlu bir tarafı hüzünlü, bir tarafında gece olurken diğer tarafında gündüzdür. Hayat, bir madeni paranın iki yüzü gibidir. Dik gelme durumu imkansıza yakındır. Ama dik gelmesi imkansızda değildir.
İnsan günlük hayatta gün içerisinde şehir hayatının hegemonyası ve sanayileşmiş şehirlerin bacalardan süzülen zehirli dumanları arasında birden fazla karaktere ev sahipliği eder. Bazı anlarda mutlu bazı anlarda hüzünlü bazı anlarda cansız gibi bazı anlarda yeniden doğmuş gibi hisseder.
Karanlıklar vardır insanın hayatında. Aydınlıklarda kuşkusuz.
İnsan karanlığa alışmamalıdır. Karanlığa alıştıkça kendini ve kendinde var olan ışığa zarar vermeye başlar. Oysa insanın içindeki ışık kendi karanlığını söndürmeye yetecek kadar büyük bir güce sahiptir. Işık, insandaki inanç ve direniştir. Hiçbir karanlık yani zorluk inanılmadan ona karşı direnilmeden asla geçilemez, aşılamaz ve durdurulamaz.
Güneş aydınlığını saçmadan önce ateşin harından nasibini alarak kâinata ışık olur.
İnsanda aynı güneş gibidir. Önce karanlıkların zifiri siyahlığında esinlenip kıvılcımlar meydana getirerek kendini kâinata yani muhiti ve çevresine aydınlık olan bir ışık haline getirir.
Mevlana der ki: “Eğer her yer karanlıksa etrafına bak, yine karanlıksa bir daha bak, karanlık devam ediyorsa belki de ışık sensin.”
İnsan, etrafındaki karanlığı yok etmek için aydınlığa dönüştürmek adına ilk başta kendindeki karanlığa bir umut ve ışık olacaktır. Kendine ışık olamayan başkasına kıvılcım dahi olamaz. Kıvılcımlar ne kadar tutuştursa da ateşin ışığını madden eksik olan öz olmadığı için ateşin meydana gelmesi de imkansızdır. Yani insan ilk başta kendi içinde bulunduğu karanlıktan kendisi çıkacak kendisine ışık, aydınlık olacak sonra çevresine ışık saçacaktır.
Dünyaca ünlü birçok yazar, karanlık ve aydınlık üzerine çeşitli yorumlarda bulunmuştur. Bu yorumlar bizler için örnek teşkil etmelidir.
Birkaç yazarın sözlerini ele alarak devam edelim.
Mesela Halil Cibran: “Karanlığın kalbinde bile ışığı arayan göz, aydınlığın müjdecisidir.”
Cibran burada “En dipte bile olsanız umut ettikçe başaracaksınız” demiştir.
Victor Hugo: “Gecenin en karanlık anı şafak sökmeden az öncedir.”
Hugo, En güzel anlar ve en güzel vakitler en sancılı zamanlardan sonra gelir. Yani kötü günler geçirdiğinizde pes etmemeniz gerektiğini hülasa pes etmediğinizde güzel günler yakın olduğunu ifade etmiştir.
Stanley Kubrick: “Karanlık ne kadar büyük olursa olsun, kendi ışığımızı kendimiz yaratmalıyız.”
Başarılı kalem Kubrick, bizlere der ki “inancınız ve azminiz olmadıkça başkası size bir şeyler yapmış olsa da hiçbir fayda sağlayamaz sağlasa da geçici bir faydadan öteye gitmeyecektir.”
Ve son olarak Cahit Zarifoğlu: “Bilirim aydınlık için karanlık da gerekli.”
İsminin baş harfleri ACİZ’e çıkan Yedi Güzel Adamdan biri olan Zarifoğlu ise bir şey başarmak ve elde etmek için ondan önce bir zahmete girilmesi gerektiğini ifade eder ve başka bir mana olarak da ışık olmak için önce yanmak gerektiğini bizlere çarpıcı bir şekilde ifade etmektedir.
Düşünün, şu an yaşadığınız hayatın zorluğunu, içinde bulunduğunuz karanlık dönemi, bu dönem hiç gitmeyecek mi? Hiç bitmeyecek mi? Emin olun er ya da geç bitecektir. Yeter ki siz pes etmeden mücadele etmeye devam edin asla içinizdeki umudu yitirmeyin ve kendi ışığınızı kendiniz harekete geçirerek meydana getirin. İşte o zaman karanlıklarınızı yavaş yavaş aydınlığa çevireceksiniz. Ve aydınlığa döndüğüne de şahit olacaksınız.

















