Uzaklar hâlâ çok uzaklar… Öyle bir aniden uzaklaşma isteği var ki içimde, tarifsiz! Kimseye haber vermeden, herkesten ve her şeyden uzaklaşıp ansızın gitme isteği nedendir bilinmez… İçimde varılmamış yolların sancısı, içimde yüz bin yıllık acı! Öyle bir ağlamak birikti ki içimde, bir ağlasam varmak istediğim yolları seller basar, ırmaklar taşar. Kelimelere sığamıyorum. Bu kente, yere göğe, hatta kendime bile sığamıyorum. Şiirlere taşıyorum, olmuyor. Hatta mısralar bile omuzlayamıyor artık gönlümün yükünü… Tarifsizim, lisansızım, bir başkayım, bambaşkayım.
Hüznüm kelimelerimden ağır… Nefes alıyorum, sanki yaşamıyorum. Karalıyorum ama yazamıyorum. Hiç sözleri olmayan bir parçayım, çok şey anlatıyorum. Ve susmak, bazen haykırmaktan çok daha fazla şey anlatırmış, artık daha iyi anlıyorum. Susmak, nice kelimeden, nice sancıdan, nice haykırıştan çok daha büyükmüş meğer… Konuşmak gelmiyor artık içimden, eskiden çok sevdiklerimle bile! İnsanları tanıyamıyorum. Dağıldım, toparlanamıyorum, eskisi gibi olamıyorum. Gözlerimdeki o tarifsiz ışıltı, dudaklarımdaki o şen kahkahalar yok artık, anlatamıyorum. Eski beni çok özlüyorum. İçimdeki uzakları yakın etme isteği bu yüzdendir belki de, tarifsiz özlemler biriktirdim içimde!
Pembe çiçekler, kırmızı güllerle kol kola, samimi… Yeşillikler göz ardı ediliyor. Bense kıyısındayım şimdi, uçurumun kıyısındaki gelinciğin… İnsanlar göz önündekilerle oyalanıyor. Gelincik öylesine güçlü ki, bir başınalığına rağmen ona rüzgârın bile gücü yetmiyor. Sonra perde aralanıyor, eski bir şiirim yeni bir öyküyü kucaklıyor uçurumun kıyısında ve ben dalıp dalıp gidiyorum uzaklara… Kendimi bıraksam sonsuz mavilikteki serin sulara, bir nebze olsun rahatlar mı gönlümün yangını? Ah, nedense artık eskisi gibi yazamıyorum. Cevapsız sorularım, bulamıyorum. Öyle bir düştüm ki hiçliğin deryasına, uzaklardan başka çare düşünemiyorum. Sonra zamanla anlıyorum, her yolun bir çıkışı yoktur her zaman; en iyi çıkış kendine varmandır. Fakat kendine varmaya çalışırken kalbini yitirmiş bir insana öylesine “Nasılsın?” diye sorulmaz. Anlıyorum. “Nereye gidiyorsun?” diye ise hiç sorulmaz. Daha iyi anlıyorum. Uzaklara varma umudu bu yüzdendir… Bu yüzdendir yollarda kalbine rastlama ihtimali!
Yazmak için değil, yaşamak için çırpınır oldu bu mavi deniz! Ve ben, yeşillere olan sevdamın kıyısında, kalbimden teselli bekliyorum.

















