“Hoş geldin” sözü, gelenin sevildiğini, varlığının gönülde bir sevinç uyandırdığını anlatan sıcak bir karşılamadır. Aslında bu söz, “Sen geldin, ben de mutlu oldum.” demenin en zarif hâlidir.
Yıllar birbirini kovalarken, on iki ayın içindeki mübarek Ramazan, bu koşuya en hızlı katılan zaman gibi gelir bana. Daha dün gibi… Geçen yıl teravih namazlarına yetişmeye çalıştığım akşamları hatırlıyorum. Yatsı ezanı okunurken bazen daha yeni abdest almış oluyorum. Zaman, avuçlarımızdan kayan su gibi; tutmak mümkün değil. Belki de “ahir zaman” dedikleri tam olarak budur.
Eskiler derlermiş ki, Ramazan bekleyene gelirmiş. Beklemeyene ne o kapıyı çalar ne de kapılar ona açılırmış. Bekleyen, neyi beklediğini bilir; beklenen de elinde hediyeleriyle kapıya gelirse, bu bekleyiş maksadına erermiş elbet. Eskilerin hikmeti böyle anlatır bunu. Onlar Ramazan’a “hoş geldin” demişler; onu sıradan bir misafir değil, kutlu bir yolcu bilmişler. Günlerin daha uzun, sofraların daha bereketli olduğu zamanlarda, ufukta bir yolcuyu bekler gibi beklemişler Ramazan’ı.
Bizler ise kasımı şarkılarla, eylülü başka şarkılarla uğurlarken, aylar birer birer hızla geçerken, Ramazan birden çıkıveriyor karşımıza. Madem biz beklemeden geldi bu güzel ay, öyleyse biz de onu güzel karşılayalım.
Hoş geldin, ey mübarek misafir…
Uzun bir yoldan gelmiş, yorgun bir yolcu gibi alalım onu evimize. Hâlini hatırını soralım, bizden istediklerini dinleyelim. Yanında getirdiği sürpriz hediyelere göz ucuyla değil, gönül gözüyle bakalım.
Tuttuğumuz oruçlar hangi armağanlara karşılık? Dilimize dolanan dualar, hangi paketin içinde saklı müjdeler? Önümüze çıkan iyilik fırsatlarını kaçırmayalım; sağ elin verdiğini sol elin bilmediği hediyelerin kıymetini bilelim.
Verdiğimiz iftar ve sahur sofraları… Biraz yorulsak da kim bilir, bunlar cennette kurulacak sofraların dünyadaki gölgeleri mi? Ağırlık çöktüğü hâlde teravih yollarına düşmemiz, sahurda uykulu gözlerle Peygamberimizin tavsiyesi diye lokma almamız… Kim bilir, hangi mükâfatlara karşılık bir sevinçtir?
İki gün sonra bütün dünya Ramazan’a giriyor. Ramazan yine bıkmadan, usanmadan insanlığın kapısını çalacak. Kimi onu içeri alacak, kimi anahtar deliğinden bakıp yüz çevirecek, kimi ise onun ne olduğunu bile bilmeyecek.
Allah bizleri bu davete icabet edenlerden eylesin. Gönüllerimize misafir olan bu mübarek aya kapımız açık olsun.
Hayırlı Ramazanlar.
















