Şuan içinde olduğumuz Mart ayı, Türk’ün varını yoğunu ortaya koyup cümle kafire direndiği, kanının son damlasına kadar çarpıştığı o büyük zafer olan Çanakkale Zaferi’nin olduğu kutlu aydır. Tüm Türk Devletlerine ve Anadolu Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına kutlu olsun. Atalarımız, dedelerimiz var olsun. Hepsine ayrı ayrı rahmet olsun.
Çanakkale Zaferi bu kutlu milletin, Türk milletinin yazdığı, hatta dünya tarihine kazıdığı en büyük destanlardan biridir. Anlayana çok şey anlatır.
Çanakkale Zaferi, Türk’ün ölüm döşeğindeyken bile kafire vurduğu Türk yumruğudur. Bize ölüm yakıştıranların, bizi yok etmek isteyenlerin yok olduğu; bizi yok saymak isteyenlerin yok sayıldığı fevkalade bir zaferdir. Herkese kutlu olsun.
Nice zaferler vardır dünya tarihinde, nice savaşlar vardır âlem-i cihanda; lakin Çanakkale Savaşı hepsinin üstünde zirveyi teşkil eder. Yokluk içinde kaldığımız bir devirde, her tarafımız kafir düşmanla çevrilmiş bir haldeyken, Anadolu’nun son bir gayretle, belki de “ben hâlâ buradayım ve hiçbir yere gitmiyorum, siz gideceksiniz geldiğiniz gibi” diye âlem-i cihana ilan ettiği bir savaştır.
Bir düşünün, sene 1914. Birinci Dünya Savaşı başlamış. Devlet-i Aliyye o kadar zor durumda ki yıkıldı, yıkılacak. Elde avuçta bir şey kalmamış; Araplar isyan halinde, Balkanlar zaten bizden kopmuş, elimizde sadece Anadolu kalmış. Onu da bizden alıp bizi toprağın altına sokacaklar. Yedi düvel kafaya koymuş, Türkleri dünya sahnesinden silecekler. Hepsi bir olmuş; fakat biz onlardan Almanya ile yakınlaşmışız, ittifak etmişiz. Dünyanın en güçlü, denizlere hâkim İngiltere karşımızda, Asya’nın güçlü devleti Rusya karşımızda. Evet, Rusya karışık. Fransa karşımızda. İtalya karşı safa geçmiş. Dünya siyasetinde söz sahibi olmuş bütün güçler karşımızda ve Çanakkale’nin ağzına gelmişler. Amaçları Çanakkale’yi geçip İstanbul’u almak, Devlet-i Aliyye’yi yıkıp Anadolu’yu ele geçirmek ve zor durumdaki Rusya’ya yardım götürmek. Çanakkale kilit noktası. Çanakkale, Türk’ün son kapısı. O kapıdan kafiri sokmamak için direniyor. Son raddeye kadar direniyor.
Yıl 1915. Çanakkale yanmak üzere. Ateş kim? Kim kimi yakıyor? Türk ateştir. “Yanmak isteyen gelir” diyor. Türk ateştir, “ateşle oynamadan buradan çıkamazsınız” diyor. Türk ateştir, karşısındaki kafiri çekiyor alevin içine. Kurt kapanı taktiğiyle.
Yıl 1915. Çanakkale semasında mermiler uçuşuyor. Hem de ne uçuşma! Mermiler havada çarpışıyor. Yağmur gibi yağıyor mermiler. Kaçabilene aşk olsun. Türkler kaçmıyor, mermiye kafa atıyorlar. Düşmanın top, tüfek, bombasına karşı süngü ve sinemizdeki imanla saldırıyoruz. Etten, kemikten set çekiyoruz Çanakkale’nin kutsal topraklarına. İstanbul’un kapısı olan Çanakkale geçilmemeli, geçilmeyecek, diyor Cevad Çobanlı Paşa. Kendisi Çanakkale’nin müstahkem mevki komutanıdır. Çanakkale’yi Çanakkale yapan komutandır.
Ardından Çanakkale Boğazı’na mayınlar döşeyen o büyük insan çıkıyor karşımıza. Yüzbaşı Hakkı Bey, “ben buradayım” diyor cümle düşmana. “Çanakkale geçilmeyecek” diye haykırıyor. Düşman gemileri bir bir mayınlara çarpıp batıyor.
Yıl 1915. Yer Çanakkale. Bir babayiğit daha çıkıyor savaşın en kanlı zamanlarında: Yarbay Mustafa Kemal. O zaman ondan üstün nice komutanlar vardır; lakin yarbay olarak aldığı inisiyatifle savaşın kaderini değiştiriyor. Arıburnu’na çıkan düşman ordusunu Conkbayırı’nda karşılıyor ve “heeeyytt, burası sizin son durağınız. Daha size geçit yok. Geçemeyeceksiniz” diyor. Mermisi biten askere “ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” diyecek kadar candan, serden geçmiş bir babayiğit gördü tüm cihan.
Yıl 1915. Yer Çanakkale. Bizde yiğit bitmez. Bir Seyit Onbaşı çıkıyor. Mühimmat bozuluyor. Bombayı sırtında taşıyıp yerine yerleştiriyor; sırtında çatırdamalar duyuluyor bombayı taşırken. Ve o bombayla Ocean zırhlısı vuruluyor. Seyit Onbaşı, “ey kafirler, ben buradayım; size Çanakkale’yi geçirmem” diyor.
Yıl 1915. Yer Çanakkale. Bir Enver Paşa var. Başkomutan vekili. Enver Paşa nasıl unutulur? Çanakkale cephesinin açılmasındaki önemi unutulmaz kahramanlarımızdandır.
Yıl 1915. Yer Çanakkale. Onbaşı Nezahat’ı nasıl unutabiliriz? Kendisi daha sonra Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı’ndaki başarılarından dolayı madalyayla ödüllendirildi.
Yıl 2026. Yer Türkiye Cumhuriyeti. Çanakkale’yi unutma ey Türk evladı. Bu vatan için, senin için, benim için, dinimiz için, maneviyatımız için, hepimiz için bu vatanı yaşanır kılan atalarını, dedelerini, hatta “On Beşlileri” asla unutma. Onlar on beş yaşındaydı. Savaştılar, canlarını verdi o “çocuklar”. On beş yaşındaki o tertemiz yavrular…
Onları unutma olur mu…
Vesselam…




















