Uzun uzun düşündüm…! Çelimsiz bakışlar, saatleri görmeyen gözler, ayna karşısında kendini tanımayan yüzler…
Bakıyorum da güneşe ne kadar da güzel bakıyorsun ve o da gözlerini aldırışsız kamaştırıyor, öyle değil mi? Bilmez ki ne trajediler yaşanıyor çürüyüp gidecek olan bedende. Özenle bakıyorum kendime. Daha ne kadar güzel görünebilirim ki gözüne?
Ruhlar ihmal ediliyor, saltanat peşinde sürüne sürüne…
İyi niyetlerim asla kimseye kalkan değil. Kendimi sadece düşünce karanlıklarından korumak istiyorum, her ne kadar geceye vurgun olsam da…
Çelişkiler aklımı oyalıyor, çıkın gidin ne olur? Zamanı gözlerime perdelemeyin. Bazen saatlerce, mürekkep elimde, sen hayalimde. Ne kadar da zor değil mi karada yaşarken, bir balık olmak denizde. Vicdanım rahat mısın? Dış görünüşün kusur olmasın gözlerine, bak, bakabiliyorsan kalbindeki kibrine, öfkene…!
İnsan insana her zaman değer verip yüceltmeli, kaldı ki toprakla birleşince değersiz kalmasın bedenler. Zira onun da suali var, kalbin de bir bedenin içinde, gözün de, kulağın da, hatta bana hiç uğramayan ayaklarının da. Varsın olsun, bir insan nasıl kaybeder diye hikâyeler yazsın, yazsın ki sığınacak bir limana konsun.
Trajediler; “Nasılsın” sorusu, aklımca hep iyi olmak gereksinimini sunsa da, hakikatte olmasından daha fazlasını istediğimiz için “iyiyim” demek oldukça zor olacak. Kızamıyorum da kendime, biliyorum öfkem dağlar kadar gösterişli ama bir okyanus kadar sade. Bir çocuğun elinden alınan şeker kadar çekimser, anlık başımı okşayan anne şefkati kadar sakin ve masum.
Hikâyelerimiz çok derin aslında. Düşünüyor musun ruhunun gizlediği ve bir türlü açık vermek istemediğin o hâllerini? Kırmızı halıda yürüyorsun, ayaklar oldukça titrek, bakışlar heyecanlı, gözler gülümserken düşünülesi imkânsızlıklar. Ne çok isterdim dizlerime başını yaslamanı, benim sesimden duymanı istediğim sözleri ve sana kitap olmayı. Ama sen kitapları rafta ve düzenli bir şekilde beklemelerini seviyorsun. O yüzden evime bir kıvılcım ateş konulsa, hâlihazırda bizi tutşturacak onca beklemelik kitaplar…
Bir yangın yeridir yüreğim. Romantize edilesi kalbim, sloganlara alışık şiirlerim. Aşkı seviyorum, en derin hâliyle… Ama sana ne kadar fayda sağlar bilmiyorum. Galiba ben Bir İnsan Nasıl Kaybeder adlı aşkı yaşıyorum. Bazen oluyor ki günümüze yabancılaştırmıyorum.
Hoş… Nerede o eski sevdalar dercesine kaybettiğini anladığın zamanlar, seni uzak memleketlere götürebiliyor. Kendine bir iyilik yap ve iyi niyetini suistimal etme olur mu? Hayat zaten sürekli bir işaret bırakıyor yolumuza. Bozulma noktalarını gözden geçir ve Bir İnsan Nasıl Kaybeder adlı metnimde kaybetmemeyi öğren.
Vesselam.



















Kalemine kelamina sağlık hocam, çok güzel ve derinnn…