Damarlarımda esrarengiz bir yangın!
Kalabalıklar ruhumu daraltırken,
Her yerde mutlu insan tabloları…
Bir benim kederli gecelerin aşinası!
Kuşlar yalnız uçuyor bu gece şehrimde,
Sessizlik inmiş viran kalbime…
Kaç asırdır dinmiyor susuzluğum!
Nasıl bir yangınsa içimdeki,
Gözlerimdeki serin sular bile söndüremedi.
Ne yalnızlığım ne de kederim dinmedi.
Hava soğuk, iliklerime kadar üşüyorum.
En yalnızı benim bu seçkin halkın…
Tüm soğuğuna, tüm yalanlarına insanlığın,
Milyon kat trilyon kere susan benim.
İnsanlara yakışmayan insafsızlığın,
Faili benim, meçhulü benim.
Vicdanlarını sorguya çekmeyenlerin
Yargılanacağı mahkemede gülecek benim.
Göz yaşlarım anlatır Allah’a kalbimi kıranları,
İçimde bir İnşirah ferahlığı!
Sorsanız hep iyiyim…
Hastayım oysa çok A’ralıkta kalmışım,
Sevdiklerimin sırtını döndüğü cereyanda!
Yel girmiş kalbime, o yüzdenmiş bu ağrı,
Kapı pencere taş duvar, bundan gayrı!
Kimi sevsem sevgime layık değil.
Kim beni sevse, sevecek takatim yok!
Küskünlüğüm yok hayata dair…
Ama kırgınlığım öylesine çok ki
Coğrafyalara sığmaz ahzanlarım…
Anlamadım yolun sonuna varmadan,
Her yola canla başla koşulmazmış.
Yüzümüze açan çiçekler,
Ardımızdan zehir saçarmış,
Her çiçekten bal alınmazmış.
Kim dost şimdi, kimler düşman?
Kimler yolcu, kimler hancı?
Umurumda değil kim kervancı!
Bekleyen benim umutla,
Mahşeri Kübra’da sorulacak o hesabı!
Bize zehir ettikleri tacı,
Kondurdukları baş kiracı…
Gün olur döner devran,
Çalar siren sesleri acı acı!
Bir umut ki çıkmaz can evimden,
Güzel günlere giden trene bir bilet!
Gelir mi, gelmez mi bilinmez!
Varsın gelmesin, hiç dert değil!
Tüm umudumu bir valize iteleyip
Gider gibi yaparım güzel günlere…

















