Her gün defalarca yaptığımız ama üzerinde hiç düşünmediğimiz bir şey var: yutmak. Bir bardak suyu elimize alıyoruz, bir yudum içiyoruz ve hayatımıza devam ediyoruz. Bir lokma yemek yiyoruz. Çiğniyoruz ve yutuyoruz. Bütün bunlar birkaç saniye içinde oluyor.
Peki ya herkes için bu kadar kolay mı?
Hayır.
Ben bir dil ve konuşma terapisti olarak yıllardır çocuklarla ve yetişkinlerle çalışıyorum. Mesleğim bana şunu öğretti: Bazen bizim sıradan gördüğümüz bir yudum su, başka bir insan için büyük bir başarı olabilir.
Yutmak sadece boğazımızın işi değil. Yutma aslında oldukça karmaşık bir süreçtir. Dudaklarımız, dilimiz, çenemiz, yanaklarımız ve boğazımız birlikte çalışır. Nefesimiz bile bu sistemin bir parçasıdır.
Yemeği ağzımıza almak, çiğnemek, ağız içinde kontrol etmek ve güvenli şekilde yutmak gerekir.
Bu zincirin bir yerinde problem olduğunda kişi yemek yerken veya su içerken zorlanabilir.
Bazen bunu hemen fark ederiz. Kişi öksürür, boğulur gibi olur veya yemek ağzından dökülür. Ama bazen belirtiler bu kadar açık değildir. İşte bu nedenle yutma problemleri uzun süre fark edilmeden de devam edebilir.
“Yemek istemiyor” demeden önce düşünelim
Özellikle çocuklarda çok sık duyduğumuz cümleler vardır:
“Çok nazlı.”
“Yemek seçiyor.”
“Çiğnemek istemiyor.”
“Katı yemek yemiyor.”
“Sadece çorba ve yoğurt yiyor.”
“Ağzına alınca çıkarıyor.”
Elbette her yemek seçen çocukta yutma problemi vardır diyemeyiz. Ama her şeyi de “naz” olarak değerlendirmek doğru değildir.
Bir çocuk bazı kıvamlardan sürekli kaçıyorsa, çiğnemekte zorlanıyorsa, yemeği uzun süre ağzında tutuyorsa veya yemek saatleri aile için sürekli bir mücadeleye dönüşüyorsa bunun nedenini araştırmak gerekir. Çünkü bazen çocuk istemediği için değil, yapamadığı için yemiyordur.
Bu ikisi arasında büyük bir fark vardır.
Bir yudum su bize çok şey anlatabilir. Su içmek bize kolay gelir. Ama su ağız içinde hızlı hareket eder. Onu kontrol etmek ve doğru zamanda yutmak gerekir. Bazı kişiler su içerken sık sık öksürür. Bazıları küçük yudumlarla içmek zorunda kalır. Bazılarının sesi su içtikten sonra değişebilir veya ıslak, boğuk bir ses duyulabilir. Bazen kişi “boğazıma kaçtı” der ve bunu önemsemez. Arada bir herkesin başına gelebilir. Ama bu durum sürekli tekrarlanıyorsa dikkate alınmalıdır. Çünkü yediğimiz veya içtiğimiz şeylerin güvenli şekilde yemek borusuna yönelmesi gerekir. Solunum yoluna kaçması ise sağlık açısından risk oluşturabilir.
Yutma problemi sadece çocuklarda görülmez
Yutma güçlüğü her yaşta karşımıza çıkabilir.
Doğuştan bazı sorunları olan bebeklerde görülebilir. Nörolojik problemi olan çocuklarda görülebilir. İnme geçiren yetişkinlerde, Parkinson gibi nörolojik hastalıklarda, bazı kas hastalıklarında veya baş-boyun bölgesini etkileyen durumlarda da ortaya çıkabilir. Yaş ilerledikçe yutma fonksiyonlarında değişiklikler görülebilir. Bu nedenle konu sadece “yemek yiyebilmek” değildir. Güvenli yiyebilmek ve güvenli içebilmek önemlidir.
Bazen başarı bir kelime değildir
Dil ve konuşma terapisti denildiğinde insanların aklına genellikle konuşma gelir. Oysa çalışma alanımız yalnızca konuşmadan ibaret değildir. Beslenme ve yutma da bu alanın önemli parçalarındandır. Bazen terapi odasında büyük başarı, çocuğun söylediği yeni bir kelimedir. Bazen bir yetişkinin yeniden cümle kurmasıdır. Ama bazen de aylardır belirli bir kıvamı kabul etmeyen bir çocuğun ilk kez onu güvenli şekilde yemesidir.
Bazen bir yudum sudur. Dışarıdan bakıldığında küçücük görünen bu gelişmenin arkasında uzun bir değerlendirme, tekrar, sabır ve emek olabilir. Bu nedenle ailelere hep aynı şeyi hatırlatmak isterim: Çocuğu başka çocuklarla değil, dünkü haliyle karşılaştırın.
Bugün dün yapamadığı küçük bir şeyi yapabiliyorsa bu da gelişimdir.
Ne zaman yardım almalıyız?
Yemek veya su sırasında sık öksürme, boğulur gibi olma, çiğnemede belirgin güçlük, yiyeceği uzun süre ağızda tutma, bazı kıvamları sürekli reddetme, yemeklerin çok uzun sürmesi veya yemek sonrası seste belirgin değişiklik gibi durumlar tekrar ediyorsa değerlendirme almak önemlidir. Özellikle çocuklarda “Biraz daha büyüsün, geçer” diyerek uzun süre beklemek her zaman doğru yaklaşım değildir. Önce nedenini anlamak gerekir. Çünkü doğru değerlendirme yapılmadan doğru yol da belirlenemez.
Son söz
Bugün bir bardak su içerken belki birkaç saniyeliğine bunu düşünün.
Eliniz bardağı kaldırıyor.
Dudaklarınız kapanıyor.
Diliniz hareket ediyor.
Nefesiniz ve yutmanız birbirine uyum sağlıyor.
Ve siz bütün bunları düşünmeden bir yudum su içiyorsunuz.
İnsan bedeni bazen bize sıradan görünen şeylerde ne kadar büyük bir iş yaptığını gösteriyor. Belki de bu yüzden mesleğimde bana en çok dokunan anlar her zaman büyük gelişmeler değildir. Bazen sadece bir çocuğun rahatça çiğnediğini görmek… Bazen bir hastanın güvenle yuttuğunu görmek… Bazen de uzun zamandır zorlanan bir insanın yeniden rahatça içtiği bir yudum suya şahit olmak.
Çünkü bizim için sıradan olan bir yudum, bir başkası için yeniden kazanılmış bir hayat becerisi olabilir.

















