“Uçabilirsin beyaz güvercin. 🕊️
Kanatların sağlam ve güçlü
Neden uçmuyorsun? “
“Uçamam çünkü nasıl uçulacağını unuttum.
Uçmayı bilmiyorum yada hep yanlış yapıyordum. Düşmekten korkuyorum.”
“Korkma sen güvercinsin. Uçmak için yaratıldın. Bu sana doğuştan geldi. Yapabilirsin. Düşersen de ben seni tutarım.”
“Beni nasıl tutabilirsin ki? Hem düşersem canım yanar ve daha çok korkarım.”
“Denemelisin. Denemezsen pişman olursun uçamazsan da en azından denemiş olursun. Ve denemeden asla bilemezsin.”
“Denemeden de bilemem ama mesele zaten denemek. Kanatlarım ya kilitlenirse ve yaralanırsa düştüğümde.”
“Düşmeden yaralandığını düşünüyorsun. Düşmeyeceksin. Kanatlarını çırpacaksın ve hava da süzüleceksin. Sen bir kuşsun kanatlarını kullan ve uç.”
“Bilemiyorum. Bütün kuşlar uçuyor mu?”
“Senin gibi beyaz güvercinlerin hepsi uçuyor. Yaralı olanlar hariç ama sen zaten yaralı değilsin. Sen bunun için yaratıldın. Uç güzel kuş uç. Uçunca durmak istemeyeceksin.”
“Deneyeceğim. Düşmeyeceğim eğer düşersem de tekrar deneyeceğim.”
“Hadi bakalım beyaz kanatlarını çırp seni izliyorum.”
Pırıl pırıl parlak bembeyaz görkemli tüyleri olan minik beyaz güvercin kalbi heyecan ve biraz da korkuyla atan minicik kalbinin sesini duyabiliyordu. Deneyecekti bugün olmazsa cesareti yarına kalır mıydı bilmiyordu. Yüksekten atladı ve rüzgarın tüylerini delip geçen esintisini hissetti. Kanatlarını çırptı ilk başta olmadı bir daha denedi ve bembeyaz kanatlarını çırpmaya başladı. Uçuyordu havada süzülüyordu. Rüzgarlarla anlaşma yapmış gibi barışık ve dengeli uçuyordu. Başarmıştı. O beyaz bir güvercindi ve çok güzel uçuyordu. Kanatlarını çırpmak kendisini kendisi gibi hissettirdi. Mutluydu ve kanatlarını çırparak yükselmeye devam etti.
“Sana demiştim minik kuş. Sen bunun için yaratıldın ve hep yükselmelisin.”
















