Hiç günlük tuttunuz mu? Çocukken, ergenlikte, gençlik yıllarınızda ya da yetişkin olduğunuz yaşlarda mutlaka en az bir günlük tutmuş ya da en azından birkaç sayfa yazmayı denemişsinizdir. Günlükler insanın en yakın arkadaşları gibi olurlar. İnsan derdini, kederini, sevincini, öfkesini, kimseye anlatamayacağı sırlarını günlüklerinde anlatır. Günlük sizinle dalga geçmez, yargılamaz, küçümsemez sadece dinler. Dilsiz bir sırdaş gibidir. Boşuna gençler birbirine “Git şimdi bunları ağlayarak günlüğüne yaz.” demiyorlar. Günlükle ilgili tek sıkıntı ise meraklı aile fertlerinin eline geçmesidir. İşte o zaman her şey ortaya dökülebilir ve kızılca kıyamet kopabilir. Genellikle korumacı anneler ergenlik dönemindeki çocuklarının günlüklerini merak ederler. Doğru olmadığını bilseler de çocuklarının günlüklerini karıştırıp kendilerine anlatmadıkları ya da çözemedikleri bir şeyler var mı öğrenmek isterler. Böylece eğer bir sorun varsa el atmak isterler. İyi niyetli bir amaca hizmet etse bile, hiç kimse iç dünyasını döktüğü yazıların başkası tarafından okunmasından hoşlanmaz. Ciddi ve tehlikeli bir durum sezinlenmedikçe okunmamalıdır.
Gelin biraz da günlüğün ne olduğuna ve kişisel hayatlarımızı anlattığımız günlüklerden farklı olarak “bir yazın türü” olan günlükle ilgili ansiklopedik bilgilere bakalım.
Günlük diğer adıyla günce birinin yaşadığı olayları, duygu, düşünce ve izlenimlerini günü gününe yazdığı yazı türüdür. Günlük yazarken tarih belirtilir ve kendisiyle ya da günlükle konuşur gibi sade ve doğal bir dil kullanılarak, o an hissedilen ve düşünülen doğrudan yazılır.
Edebi bir tür olan günlük türünde eser vermiş birçok yazar vardır. Batı edebiyatında edebi günlük türü 20. yüzyılda yaygınlaşmaya başlamıştır. André Gide ve Virginia Woolf bu türde örnekler veren yazarlardandır.
Türk edebiyatında ise günlük türü batıdaki gibi edebi bir tür olarak Tanzimat’tan sonra girmiştir edebiyatımıza. Edebiyatımızda yayımlanmış ilk günlük Ali Bey’in Seyahat Jurnali’dir. Nurullah Ataç ve Salah Birsel’de Türk edebiyatında günlük türünde eser veren önemli yazarlarımızdır.
Edebi günlüklere sanatsal günlük de denir. Yazar ve şairlerin kendi sanatsal görüşlerini, düşüncelerini ve yaşadıkları dönemin sanat anlayışını yansıttıkları günlüklerdir.
Bir de tarihi, siyasi günlükler vardır. Devlet adamlarının, tarihçilerin tuttukları, dönemin siyasi olaylarına ışık tutan bilgileri içeren günlüklerdir.
Edebiyatımızdaki önemli eserlerden Cemil Meriç’in Jurnal’i yazarın ruh halini, yalnızlığını, hayal kırıklıklarını, aşk mektuplarını, hayatındaki dönüm noktalarını anlatırken; dönemin eğitim sistemini, entelektüel çevreleri, toplumsal yapıyı; okuma alışkanlıklarını, doğu ve batı medeniyetlerine bakışını da içerir. Bu denli geniş bir içeriğe sahip olması bakımından dünya edebiyatında benzersiz bir eserdir.
Bundan başka Adalet Ağaoğlu’nun Damla Damla Günler’i yazarın derdini de döktüğü yakın edebiyat tarihini yansıtan önemli eseridir.
Ayrıca Fethi Naci’nin okuduğu eserleri samimi bir dille, tıpkı bir günlük gibi tarih de atarak eleştirdiği, “Eleştiri Günlüğü” Türkçe’de tek örnektir. 1980’li ve 1990’lı yılların Türk edebiyat ortamını günümüze taşıyan bir belge niteliğindedir.
Bir süre önce Gündüz Vassaf’ın bir söyleşisini dinleme şansı buldum. Moderatör, “Son olarak bize ne söylemek istersiniz?” diye sorduğunda: “Günlük tutun.” dedi. Çünkü bugün yaşadığımız hayatı geleceğe aktarmanın en güzel yollarından biri de yaşananları yazarak kayda geçirmektir. Eğer bugün yaşananları bizler not almazsak yaşanan bazı şeyler hiçbir zaman bilinmeyecek ve zamanın gizeminde kaybolup gidecek.
















