Sürekli etrafınıza bakarak yaşamak mümkün değildir. Öyle ki her zaman sizden daha üstünü ya da başarılısı çıkacaktır. Etrafınıza hiç bakmadan da yaşamak mümkün değildir. Her hatayı kendim yapayım, her dersi kendim öğreneyim derseniz ömrünüzün sonunda belki de sadece bisiklete binmeyi öğrenmiş olacaksınız.
Dünyada öğrenilecek çok fazla şey var. Dünyadaki ilk insandan bu yana herkes bir şeyleri deneme yanılma yöntemi ile öğrenerek bu günümüze kadar gelmesini sağlamış. Yararlı bitkiler, zararlı bitkiler, şifalı bitkiler, zehirli bitkiler, yenecek şeyler, içilecek şeyler ya da yenilmeyecek, içilmeyecek şeyler… Yeni yeni tatlar ve yemekler, birçok icat ve gereç hep denenerek bulunmuştur. Şimdi günümüzde arama motoruna yazarak birçok bilgiye ulaşabiliyoruz ama hiç denenmemiş bir şeyin ne sonuç doğuracağını öğrenmek isteyen biri bu bilgiye nasıl ulaşacak? Yapay zekâ bile yapılmamış bir şeyi ancak olasılıkları hesaplayarak matematiksel bir tahminde bulunabilir. Siz de etrafınıza bakacaksanız sebebi tamamıyla bu olsun. Bunun dışında etrafınızın dediklerine, yaptıklarına bakarak yaşayacak olursanız büyük bir yanılgı içine düşeceksinizdir. Onlarda olan yetenek sizde yoktur belki ya da tam tersi, sizde olan yetenek onlarda yoktur. Ya da cesaret… Ya da bilgi, birikim, deneyim, tecrübe… Bu pencereden olduğu sürece etrafınızı gözlemlemenizde hiçbir sakınca yok ama her denileni kafanıza takıp olumsuzluk deryasında boğulacaksanız etrafınıza hiç bakmayın daha iyi. Her zaman sizden başarılısı olacaktır, kıskançlık ve haset kadar insanı kendinden soğutan başka bir şey var mıdır bilmiyorum. İnsanlar sizden daha çok başarıya aç olabilir ya da tok… Kıyas yapmak bazen iyi sonuçlar doğurur belki ama çoğunlukla kötü sonuçlara kapı açıyor.
Etrafınıza hiç bakmadan da yaşamaya çalışmayın. Bakın ki etrafınızdakilerin yanlışlarından ders alın. Hayat tecrübesini hep kendiniz yaşayarak deneyimlemeye kalkmanız, ilk başta dediğim gibi (belki biraz abartı oldu ama) birçok deneyimi yaşayamadan öleceğiniz anlamına gelebilir. Bir yazar çıkıp size ilk kitap basımında yaşadığı olumsuzluğu anlatmamışsa ve siz etrafınıza bakmadan, kafanızı kaldırmadan (bu herhangi bir sebeple olabilir: ego, üşengeçlik ya da bilgisizlik gibi) bu yolda kendi başınıza ilerlemeye çalışırsanız ancak üçüncü kitabınızda tecrübe kazanmış ve doğru yayınevini bulmuş olursunuz. Belki de dört, beş… Tecrübe yaşamış insanları dinlemenin verdiği en kalıcı fayda budur, kazık yememek… Aklınızın köşesinde hep bir “ama” var olacaktır tabii ki ama bu “ama”nın etkisi, sonrasında büyük bir kazık yemenize engel olduğunuzu anlayana kadar sürecektir sadece. Ne yazık ki tecrübe konuşuyor…
Hayat boyu tecrübeleriniz olacaktır, başkalarının da olacağı gibi… Paylaşmak ve hayatınıza buna göre yön vermek çok kıymet arz ediyor. Kafanız kuma gömülü olmasın ama ufukta da takılı kalmasın. İkisi de yönünüzü köreltir. Atalar ne demiş; ne önde yürü ne arkada, en sağlam yol ortada… (Sözü ben uydurdum tabii ki ama çıkan sonuç ataların sözü.)
















