Herkes hayatta başarılı olmak ister. Çocukluktan gelen bir dürtüdür bu. Beğenildikçe de bu istek, bu arzu had safhaya yükselir. Peki ya ne kadar başarılıyız?
Başarıya ulaşan insanların oranı %6 ile %8 arasında olarak hesaplanmış. Birçoğu hayalini kuruyor, daha yola çıkmadan vazgeçiyor. Kimi de yarıda bırakıyor başarmak istediği hayallerini. Peki ya başarı nedir diye hiç sordunuz mu kendinize? Evet, başarı; başarmak için koştuğunuz şeyleri elde ettikten sonra, aslında başarı dediğiniz şeyin başardığınız şey olmadığını anlamaktır. Jim CARREY’nin bir programdaki konuşmasını dinlemiştim. “Keşke tüm insanlar şöhreti yakalasa da asıl kovalaması gereken şeyin bu olmadığını anlasa” gibisinden bir konuşmaydı. Gerçekten neden başarılı olmak istiyoruz?
Son zamanlarda sosyal medyada denk geldiğim bir video beni yürekten yaraladı doğrusu. Bir kız çocuğu, sınavda yapmış olduğu 5 yanlış yüzünden annesi tarafından çok acımasızca zorbalanıyor ve bunu kaydeden kişi kızın kendisi. Ve işin daha da trajik kısmı, kadının bu yapmış olduğu yanlışlara kızmasının asıl sebebi çocuğun geleceği için endişelenmesi değil, kendini el âlem karşısında mahcup hissedecek olmasıymış… Nasıl insan içine çıkacakmış!
Gerçekten başarı dediğimiz şey, çocuklarımızın bir sınavdan yüksek puan alıp, kendi övüneceğimiz şeyler için kaynak oluşturması mı? Onlar hayatlarında bizim istediğimiz bir meslek sahibi olduklarında, biz kendimizi başarılı bir birey mi hissedeceğiz? Övündüğümüz şeyler; çocuklarımızın doktor, mühendis, pilot falan olup zengin bir birey hâline gelmesi mi olacak? Peki insanlık bu kısmın neresinde kalıyor? İyi bir doktor olup kötü bir insan olması bizim yine de övünç kaynağımız mı olacak? İşinde başarılı olup ne kadar aşağılık olduğuna da tanık olduğumuz insanlar vardır, öyle değil mi?
Bir insan benim bulunduğum ortamda babası olduğumu bilmeden benim çocuğum hakkında “çok iyi bir pilot ama adi bir insan, kimseye faydası olmayan, karakter olarak kendini geliştirememiş biri” dese, benim aklımdan geçen şey, “ama çok para kazanıyor ve o bir pilot!” mu olacak?
Sevgili ebeveynler, dünya üzerinde kazanılacak birçok sınav var. Ama bunu herkes başaramayacak, bu da bir gerçek. Hatta çoğunluk kaybedecek, bunu unutmayın. Kaybeden tarafta diye çocuğunuzu aşağılık ve başarısız bir birey olduğunu düşünmeye sevk etmeyin. Teşvik edin elbette ama sınavdan düşük not alan bir çocuğu, onu sevmeniz sadece hayatta alacağı sonuçlara bağlıymış gibi hissettirmeyin. Başarısız olunca onu sevmeyeceğinizi düşünerek yaşamak, onun sırtına yeterince ağır gelecek bir yük olacak ve gerçekten kendi istediği hayatı yaşayamayacaktır. Sadece sizin gözünüzde başarılı olmak için çabalayan, kendi ihtiyaç ve isteklerinin karşılığını almak için hiç fırsat bulamayan, sinik ve belki de öfkeli bir insan olarak yetişecektir. Bu gerçeği görmezden gelmeyin lütfen…
Sınavlar bir basamaktır ama tek basamak değil, hayat her türlü yaşanabilir. Bırakın çocuklarınız kendi geleceklerine karar verecek kadar özgür ve özgüvenli yetişsinler…
Tüm çocuklarımıza ve hayatın tüm zorluklarına göğüs geren bireylere yürekten başarılar dilerim…
















