Birini sevme nedenin, ondan vazgeçme nedeninle aynıdır.
Hayatımıza giren insanlar mutlaka kalbimize dokunmuştur. Bir güzel sözle, bir iyilikle yahut aradığımız özelliği davranışlarına yansıtarak… Zaman içinde o çok hoşumuza giden yönü yorucu, kırıcı ya da sıradan gelmeye başlar. Çünkü başlarda senin ihtiyacın sandığın davranış, sende eksik bırakılmış bir duyguyu dolduruyordur. Bu tamamlanma; sevgi, hoşlantı, aşk olarak hissedilir. Ya da dostluk, arkadaşlık gibi…
Şöyle bir örnek vereyim: Bir bayan kendini değersiz ya da sevgisiz hissediyor. Burada bir erkek, o değersiz hissettiği duygulara dokunduğunda kadın kendini görülmüş hissediyor. Ya da kusur olarak gördüğü yönü kusursuz gibi hissettirilince özgüven ve değer hissi yüceliyor. Sonrası, duyduğu sözlerin zaman içerisinde alışkanlığa dönüşmesi… Ve o kişiye o süslü cümleleri söyleyen adam, bu defa başkasına aynı iltifatlarla gidiyor. Kadın, “Neden başkalarına bu kadar kibarsın? Neden o insanı yücelttin?” diyerek buradaki değerli hissettiği noktadan tekrar eksilmeye başlıyor. Oysa yolun başında, şu an kadını rahatsız eden davranış onun güzel hissetmesini sağlamıştı.
Fakat adam, fıtratı gereği ve ahlakı nedeniyle güzel hissettirmeyi seviyor. Sevimli görünen hâl, sevimsiz görünmeye başlıyor. Ve bir güzel sözle açılan kalbin kapıları, devam eden fakat oyuncu değişikliği yapan adamın güzel sözleri üzerine son buluyor.
“İlk bende neyi sevdin?” sorusuna verilen her cevap, sizi sevilmeyen ayrılıklara sürüklüyor.
Güzelliğine aldandığınız, şivesi, cilvesi baştan çıkaran kadın ya da erkek bir süre sonra itici geliyor. Çünkü davranışın yalnız size has olmadığını öğreniyorsunuz.
Ya da evli biri size ilgi duyuyor ve bunun üzerine evliliği bitiriyor, sonra sizinle evleniyor ama sizinleyken de başkasına ilgi duyuyor ve sizi bitiriyor.
O yüzden insanın reklamını yaptığı davranış, aslında onun en zayıf yanıdır. Birçok biten ilişki, evlilik ve arkadaşlıkta bunlar görünür.
Arkadaşın gelir, seni över, başkasını sana yererse seni güvenilir ilan eder; siz de inanırsınız. Gün gelir başkasına gider, onu över, sizi yerer ve arkadaşlık biter.
Ya da birinin eğlencesi sizi sarar, bir süre sonra ciddiyetsizliği sizi yorar. Birinin cömertliği sizi etkiler, bir süre sonra cömertlik yaptığı alandan sizi incitir. Birinin sabrı ve duruşu sizi etkiler, daha sonra o sabır sizi çatlatacak duruma getirir. Birinin sizin için yaptığı fedakârlıklar sizde minnet ve mahcubiyet oluştururken bir süre sonra feda edilen siz olabilirsiniz.
Ne kadar hızlı araba kullanırsanız kaza yapma riskiniz o kadar artar. Hızla sadece meteorlar gelmiyor. Bazen ilgi, bazen hayranlık, bazen aşk! Lütfen vitesi düşürün ve ağır ağır seyredin hâlleri.
Olgunlaşmış meyve dalından düşer ve çürümeye mahkûmdur. Her tatlı gelen duygu, çürümeye yüz tutmuş davranışlardan gelir. Yavaş yavaş pişsin duygular da, arkadaşlıklar da, aşklar da.
Elbette her insanın kusuru vardır. Ama zaman, röntgen etkisi yaratır. Kırığı, çıkığı, çürüğü çok güzel gösterir.
Şimdi düşün: Birini niçin sevdin? Ve şu an o yönü hâlâ sevimli mi? Yoksa rahatsız edici mi?
Ben, bir zamanlar sessizliğine kapıldığım birinin sessizliği şimdilerde zehir zemberek geliyor bana.
Sen onun neyine vuruldun? Ve hâlâ düşüncelerin aynı mı?
















