Zaman geçtikçe her şey değişir. Özellikle bulunduğumuz bu popüler kültür çağında bu değişim yadsınamaz bir gerçektir. Her şey eskiden zorken günümüzde imkânlar dâhilinde kolaylaşmıştır. Bu, özellikle teknoloji geliştikçe geçerlidir. Özellikle genç kesim bu çağın en olmazlarıdır. Teknolojiyi en ince ayrıntısına kadar kullanan gençlik virajı alamaz ve hatalarla dolu bir dönemece girmeye başlar. Kavramlar şaşırır, bilinen unutulur.
Peki ya çocukluk? Çocukluk kavramı eskiden daha dar ve daha güzeldi. Dönemin oyunları, okul dostlukları, aile ilişkileri, saygıları vs. Her şey yerli yerindeydi. Çocuk, çocukluğunu bilir, ona göre davranırdı. Günümüzde ise çocukluk, eski dönemden daha beter bir hâl almıştı. Çocukluk kalmamıştı. Sokaklar artık boştu. Çocuklar oyun oynamak yerine teknoloji ile vakit geçirmeyi tercih ediyordu. Ailelerin çoğu ilgisizdi. Çoğu zaten çalışıyordu. Peki ya eğitim ne hâldeydi?
Okullarda eğitim, bu seneye kadar kendini bir şekilde götürebilmişti. Güvenli bir şekilde çocukların eğitim gördüğü bir yuva olan okul, ne olduysa bu sene her şey gibi değişmiş, silahların patladığı, çocukların öldüğü bir savaş alanı hâline gelmişti. Asıl sorun ise bu çocukların elinin silah tutmasıydı. Bilmemesi gerekenleri bilmeleri, bir çocuk gibi değil de sanki bir yetişkinmiş gibi davranmalarıydı. İşte okul, bu sene bir yuva değil, korku dolu bir yer olmuştu. Peki, bir çocuğun korktuğu yerde eğitim olur muydu? Hayır! Okul, zamanında bilgi yuvası, bir bilim neferiydi. Şimdi ise silahların, bıçakların havada gezdiği bir bina olmuştu. Anneler, çocuklarının güvenliğinden endişe etmeye başlamıştı. Peki, bunun sebebi neydi? Eğitimdi. İlgiydi. Sevgiydi.
Bazı ebeveynler, ki buna maalesef öğretmenler de dâhil, çocuğu bir makine gibi görüyor ve ona o şekilde davranıyordu. Duygularını önemsemiyor, önemseseler bile bunu çok belli edemiyorlardı. Dolayısıyla sevgisiz ve ilgisiz büyüyen bu çocuklar, kötü arkadaş kurbanı oluyor veya daha beteri, internete dalıyordu. Bakınız, internet veya sosyal medya, gerektiği gibi kullanıldığında yararlı olabilecek mecralardır. Fakat çocuğun, özellikle de henüz doğruyu yanlıştan ayırt edemeyen çocuğun eline geçmemesi önemlidir. Eğer geçiyorsa da kontrol önemlidir. Çocuğunu başından atmak için telefon, tablet veren ve nereye girdiğini kontrol etmeyen ebeveynler, başka bir ailenin canını yakar. Üstelik bundan son ana kadar haberleri olmaz.
Eğitim korkuyla değil, heyecanla ve sevinçle olmalıdır. Bir çocuğun korktuğu yerde eğitim olmaz. Eğitim, çocuğun geleceğini aydınlatmalıdır. Bir çocuğun geleceğini başka bir çocuğun söndürmesi gerekmez. Çocukluk, geri gelmeyecek bir çağdır. Elinde kitapla, yüzünde gülümsemeyle, gözlerinde olan ışıkla hayat bulur. Bizlerin görevi ise buna dur demektir. Okullarda güvenliğin artırılması, kontroller ve en önemlisi de sorun çıkaran çocukların tedavisi, başka bir çocuğun hayatını kurtarabilir. Her çocuk sevilmek ister; sevgisiz çocuk gaflete düşer. Bu olaydan ders almalı ve sesimizi duyurmalıyız. Susmak acizliktir. Geleceğin neferleri için buradayız.
















