Dinlenmek için ayırdığımız zamanın tadını çıkarmak bazen düşündüğümüz kadar kolay olmaz. Günün temposu yavaşlasa da yetişmemiz gereken işler, sorumluluklar ve beklentiler zihnimizi meşgul etmeye devam eder. Yorgun olduğumuzun farkındayızdır ama durduğumuzda da tam olarak rahat edemeyiz. Bazen dinlenmeye suçluluk eşlik eder.
Bu duygunun arkasında, üretkenlikle kurduğumuz ilişki olabilir. Sürekli bir şeylerle meşgul olmanın takdir edildiği bir yaşamda, kendimize verdiğimiz değeri yaptıklarımız üzerinden değerlendirmeye başlayabiliriz. Böyle olduğunda dinlenmek, doğal bir ihtiyaç olmaktan çıkıp hak edilmesi gereken bir ödüle dönüşür. Önce işler bitmeli, sorumluluklar tamamlanmalı, herkesin ihtiyacı karşılanmalıdır. Kendimize ayıracağımız zaman hep biraz sonrasına kalır.
Oysa hayatın yapılacak işleri kolay kolay tükenmez. Dinlenmeyi her şeyin tamamlandığı bir zamana bıraktığımızda, ihtiyaçlarımızı sürekli ertelemiş oluruz. Üstelik yorgunluk yalnızca bedensel değildir. Karar vermek, belirsizlikle yaşamak, ilişkileri sürdürmek ve duygusal olarak zorlayıcı durumlarla baş etmek de bizi yorabilir. Dışarıdan sakin görünen bir günün sonunda bile dinlenmeye ihtiyaç duyabiliriz.
Bunu kabul etmek her zaman kolay değildir. Özellikle sorumluluk almaya, başkalarına destek olmaya ve kendi ihtiyaçlarını geri planda tutmaya alışmış kişiler için durmak rahatsız edici olabilir. Ancak dinlenirken suçluluk hissetmek, yanlış bir şey yaptığımızı göstermez. Bazen bu duygu, alıştığımız düzenin dışına çıkmamıza eşlik eder. Her rahatsızlık, geri dönmemiz gerektiği anlamına gelmez.
Burada öz şefkat, yani zorlandığımızda kendimize anlayışla yaklaşabilmek önem kazanır. Kendi sınırlarımızı fark etmek, yorgunluğumuzu küçümsememek ve her gün aynı güçte olmayı beklememek bu yaklaşımın bir parçasıdır. İhtiyacımızı kabul ettiğimizde, sorumluluklarımızla onu birlikte değerlendirebiliriz. Neyi erteleyebileceğimizi, nerede destek isteyebileceğimizi ve neye sınır koymamız gerektiğini daha açık görebiliriz.
Elbette herkesin dinlenmeye ayırabileceği zaman aynı değildir. Çalışma koşulları, ekonomik güçlükler ve bakım sorumlulukları bu alanı daraltabilir. Bu nedenle dinlenememeyi yalnızca kişinin kendisine izin verememesiyle açıklamak eksik kalır. Bazen ihtiyaç duyduğumuz şey, yükümüzün paylaşılmasıdır. Destek istemek de kendimizi gözetmenin bir yoludur.
Dinlenmenin değerini yalnızca sonrasında daha verimli çalışmamızla ölçmek zorunda değiliz. Dinlenmek, yaşamın içinde kendimize de yer açabilmektir. Her şeyi bitirmeden durabilir, çok yorulmayı beklemeden ara verebiliriz. Bazı işler yarına kalabilir. Bazı günler gücümüz daha az olabilir. İnsan olmak, sorumluluklarımız kadar ihtiyaçlarımızın da olduğunu kabul edebilmektir.


















