Düşmek, akla ilk gelen anlamı ile yüksek bir yerden yere çakılmak, ayağı takılmak sureti ile yere kavuşmak vb. anlamlara haiz bir fiildir. Mecazi anlamı olarak da akla ilk gözden düşmek gibi olumsuz türevleri gelir. Ancak düşmek, her zaman içerisinde olumsuzluk veya can acısı barındırmaz. Örneğin bir güzelin gönlüne düşmek veya bir güzelin hatırınıza veya nasibinize düşmesi gibi. Düşmek, saf hâli ile ele alınsa bile içerisinde hâlâ bir umut barındırır çünkü düşmek, kalkmayı hak etmektir bir bakıma. Ama siz yine de böbürlenmeyin yerden kalkınca. Çünkü az önce yerden kalktınız.
Düşmek fiili, gündelik hayatta bizi mutlu edebilecek olan cümlelerin içerisinde de bulunabilir. Örneğin “Favori ürününüz fiyatı düştü.” “Dumping, ……. Mağazasında bornozların fiyatı yarı yarıya düştü.” Vb. Hatta bazen gizli fiil olarak da çıkar karşımıza. “Domatesin fiyatı kısa süreliğine 79,90!” Gerçi bu cümlede düşmek fiili kendiliğinden de saklanmış olabilir. Zira düşmek dediğimiz eylem esaslı bir eylem olup tarih boyunca nice civanlar kara sevdaya, nice babalar gurbet yollarına, nice güzeller de ince hastalığa düşmüştür. Yani düşmek 10 kuruşluk bir değeri, fıtraten kabul etmemiş olabilir yukarıdaki cümlede.
Ancak düşmeklerin en hazini yenik olanıdır. Ama biraz düşündüğünüzde bazı yenilişlerin aslında mutluluğu hak edişler ile aynı doğrultuda olduğunu fark edeceksiniz. Örneğin, bir güzelin sevdasına yenik düşmek ki düşmek ilk kez gönüllü olarak kullanılır ve bu örnekte “yenik” kelimesini, “düşmek” kelimesinin ortası sıkıştırabileceğimiz iki harf harika bir şekilde kamufle edebilir. “Düşlemek”.
Güzel şeyler düşlemek, güzel bir geleceği, çok güzel çaylar demlemeyi, bir bulutu arkadaş edinmeyi, yağmurda ıslanmayı, el ele tutuşmayı, ruhlarınızın kavuşmasını, İzmir’i, Alsancak’ı… Düşlemek…
Düşlemek, düşmek fiilin en hafif ve en tatlı hâlidir. Şimdi sizce düşmek fiilinin olumlu hâllerini ele alınca “düşeyazmak” bir nasipsizlik meselesi olabilir mi?

















