Animasyon denildiğinde ilk akla gelen isimlerdendir Hayao Miyazaki. Dünyadaki animasyon endüstrisinde farklı ve ayrıcalıklı bir yere de sahiptir. Onu bu derece ayrı kılan nedenlerden biri de belki de çocuk gözüyle bakabilmesi, onların bakış açısıyla çocukların dünyalarında yer alması da olabilir. Fakat burada benim asıl bahsetmek istediğim bir durum varsa o da Walt Disney’deki gibi net ve kesin iyi ve kötü ayrımına gitmemesi, çalışmalarında canavar, öcü, iblisler, yaratıklar ve onların kötülüklerinden bahsediyor olmamasıdır. Bunu da en sevdiğim animasyonlarından biri olan “KOMŞUM TOTORO” ile anlatmak istiyorum. Nedenini ise bahsetmek isterim sizlere. Bu animasyonunda bilinen canavarlar, yaratıklar, iblisler ya da cadılar yoktur. İyi ve kötü, doğru ve yanlışla ifadelenmiş davranışlar da yoktur. Benim gözümde sadece duygu durumları ve bir ablanın kız kardeşine, bir babanın çocuklarına duyduğu derin sevgi bağı vardır ve bir de hikâyede geçen ruhlardan bahsedilmesi. Bunu daha derinlemesine cümlelerim ilerlediğinde neden bahsettiğimi daha iyi anlayacaksınız.
Animasyona gelecek olursak, Hayao Miyazaki, Komşum Totoro’yu 1970’lerde kaleme almıştır. 1986 yılında tamamlamıştır. 1988 yılında da ilk gösterimi gerçekleşmiştir. Miyazaki’nin bu animasyonunda Mei ve Satsuki adında iki kız kardeş vardır. Babalarıyla birlikte bir taşra kasabasına taşınırlar. Anneleri ise hastadır ve kasabaya yakın bir hastanede yatmaktadır. Evin küçük olan kızı Mei’nin evlerinin arka bahçesinde Totoro ile karşılaşmalarını konu alır. Evlerinin hemen arkasında kafur ağacı vardır. Kafur ağacı Japon inancında önemli bir yere sahiptir ve kadim saydıkları bir ağaçtır. Yaklaşık olarak 1500 sene yaşayabilen bir ağaç olduğu bilinir. Şintoizm inancına göre yaşayan her varlığın bir ruhu olduğuna inanırlar. Bu kafur ağacının da öyle, bir ruhunun olduğuna inanılıyor hikâyede. Bu ailenin taşındıkları evleri eskidir ve uzun zamandan beridir de kullanılmamaktadır. Onun içindir de evde de çokça kurum ve is vardır. Çocuklar ilk bu isler ve kurumlarla karşılaştıklarında korkarlar. Ama gerek babaları gerekse de komşuları olan yaşlı teyzeleri bu kurumlardan korkmamaları gerektiğini ve bu kurumların çocuklara göründüğünü ve onların iyi olduklarını anladıkları zaman da evden uzaklaşacaklarını söyler. Ve bu yaklaşım ise çocuklardaki korkuyu da alıp götürecektir. Babaları ise toz akarlarına, çocuklarına daha sevimli gelmesi açısından, toz tavşanları demektedir. Çocuklar da bunu bir oyun hâline getirirler. Evlerinin üst katına çıkmak istedikleri sırada önlerine meşe palamutları düşer. Bunlar meşe palamudunun tohumlarıdır da. Çatı katına çıktıklarında yine bu toz akarlarına denk gelirler. İki kız kardeş ise bu toz tavşancıklarını birer oyun arkadaşı olarak görmeye başlarlar. Burada babanın yaklaşımı da çok önemlidir. Onlara korkulacak ve tiksinilecek bir şey olmadığı konusunda telkinde bulunması çok değerlidir.
Bir gün babalarıyla birlikte vakit geçirdikleri sırada güçlü bir fırtına sesi duyulur. Evin camında uğultular, çatısında hışırtılar duyulur. Bu sırada iki küçük kız korkmaya başladıkları sırada babaları gülmeye, sonrasında kahkaha atmaya başlar. Babalarının kahkahasıyla rahatlayan ve korkuları dinen iki küçük kız da gülmeye ve kahkaha atmaya başlarlar. Burada babanın sergilediği davranış çok önemlidir. Psikolojide de bu böyledir. Korkuyu ciddiye almazsan ve onu umursamazsan gerçekten de korkmazsın ve o korkuyu da aşarsın.
Başka bir gün Mei, ablası Satsuki okuldayken, o da babasından izin alarak evin arka bahçesinde oynamak istediğini söyler. Derken önüne birer birer meşe palamutları düşer. Mei bu palamutları toplamaya başlar. Şintoizm inancında her varlığın bir ruhu vardır, ormanların da öyle, hatta toz tavşanlarının da öyle. Şintoizmin bakış açısında insanı tehdit eden iblisler, şeytanlar, canavarlar yoktur. Doğanın sakinleri vardır sadece. Babaları da doğanın dilini çocuklarına öğretir. Ayrıca çocuklarına inanır ve güvenir. Öyle ki Mei, evin arka bahçesinde oynarken adı “TOTORO” olan bir orman ruhuna rastlar. Kocaman ve iri yarı bir gövdesi, büyükçe de esnemesi vardır. Totoro ile de iyi anlaşır Mei. Onun göbeğinin üzerine oturur, onunla konuşur ve oynar. Ona bir oyun arkadaşı olmuştur. Mei bir süre sonra bu kafur ağacının yakınında uyuyakalır. Bu hikâyeyi babasına ve ablasına da anlatır. Her ikisi de ona inanıyordur. Onlar da bunu tapınağa gidip duydukları saygılarını ifade ederler.
Filmin ilerleyen sahnelerinde Mei, ablası Satsuki’nin okuluna gider. Ablasıyla okul çıkışında babalarıyla birlikte eve dönmek üzere otobüs durağına gelirler. Bu sırada bir fırtına çıkar. Durakta babalarını bekledikleri sırada şiddetli bir yağmura denk gelirler. Burada da sıra dışı olaylarla karşılaşırlar. İkonik sahne olan durak sahnesine gelir. İki kız kardeş durakta bekledikleri sırada yanlarına ormanın ruhu olan Totoro gelir. Satsuki babasının şemsiyesini ona uzatır. Ormanın ruhu bu şemsiyeyi alır ve başının üzerine tutar. Düşen her bir yağmur damlası Totoro’nun çok da hoşuna gider. Tüm damlalar şemsiyeye dolduğunda sıçrar. Yağmurun altında bekledikleri sırada buraya kedi şeklinde “Kedi Otobüsü” gelir. Totoro bu otobüse biner ve gider. Miyazaki, Bakeneko adı verilen doğaüstü mitolojik kedilerden ilham almıştır. Filmde bu kedinin özellikleri vardır; tellerin üzerinden yürüyebilmektedir, ağaçların üzerinde durabilmektedir ve insanlar tarafından görülmemektedir. Totoro burada Satsuki’ye içinde meşe palamudunun olduğu bir mendil bırakır eline. Buraya Totoro’nun gelmesi aslında çocuklarda bir rahatlamaya ve eğlenceli bir ortam olmasını sağlamıştır.
Evlerine gelmiş ve hastaneden bir mektup da almışlardır. Annelerinin o hafta sonu yanlarına gelmesini beklerken bir soğuk algınlığı yüzünden gelemeyeceğini öğrenirler. Mei annesini çok özlemiştir. Ablası Satsuki ise stres ve korku hâliyle Mei’ye bağırır. İki kız kardeş tartışırlar ve Mei ağlayarak uzaklaşır. Yaşlı ninenin bahçesinden topladıkları taze mısırın şifalı olduğuna inanan Mei, bu mısırdan alır ve hastanenin yolunu tutar ama yolu karıştırır ve yönünü kaybeder ve sonrasında kaybolur. Satsuki, Mei’nin yokluğunu fark eder, panik içinde yollara düşer. Tüm köy halkı da seferber olmuştur. Hatta gölde bir çocuk terliği bulurlar. Mei’ye ait olduğunu düşündükleri sırada Satsuki ona ait olmadığını görünce içi bir nebze olsun rahatlar.
Çaresizlik içinde kalan Satsuki, tek umudunun orman ruhu olduğunu anlar. Ormana, kafur ağacına doğru koşar. Kendini Totoro’nun yanında bulur. Totoro’nun çağrısıyla tellerin ve ağaçların üzerinden uçarak büyük bedeniyle Kedi Otobüsü gelir. Satsuki bu otobüse biner.
Köyü hızlı bir tren gibi geçer. Şinto tanrılarının yanında kucağında mısırıyla ağlayan Mei’yi bulur. İki kardeş birbirine sarılıp ağlarlar. Bu kez Kedi Otobüsü kız kardeşleri annelerinin yattığı hastaneye götürür. Gizlice mısırı pencerenin pervazına bırakır.
O mısır bizlere bir çocuk kalbinin saflığını, temizliğini, üzerinde “Anneme” yazısı, anneye duyulan saf sevgiyi göstermektedir. Şintoizm inancı açısından da bakıldığında anne çocuklarını fiziken görmese de orman ruhu ve Kedi Otobüsü sayesinde sevgilerini ve enerjilerini taşımıştır. Bu hikâye bizlere doğaya saygı duyulması gerektiğini, doğanın bir düşman değil, bilakis dostumuz olduğunu ve bizlere komşu olduğunu göstermektedir. Gerektiğinde sığınabileceğin bir liman olduğunun da fark edilmesini istemektedir.
Korkunun panzehrinin gülme olduğunu, endişeleri bloke etmenin ise onu umursamamak ile başa çıkabileceğini göstermektedir. Neşenin de koruyucu gücünün büyük olduğunu anlıyoruz bu animasyonda.
Çocukların birçok farklı oluşturduğu, orman ruhunu sırf saf ve temiz dünyaları olduğu için görebildiğini de anlatmaktadır. Onların bu temiz dünyalarıyla dünya üzerindeki dertlerin aşılabileceğini, Mei’nin bulunmasını sağlayan Kedi Otobüsü’nün Satsuki’ye yardım etmesinden anlıyoruz. Satsuki, çaresizliğinde ormanın ruhuna sığınmış, kardeşine duyduğu saf sevgiyle ve gönül temizliğiyle Mei’yi, Totoro ve Kedi Otobüsü sayesinde bulmuştur.
Komşum Totoro’da Miyazaki, modern dünyanın taşıdığı korku, endişe ve hastalıklarda doğanın iyileştirici gücünü, saf sevginin büyüklüğünü, çocuk yüreğinin samimiyetini, güzelliğini ve aile bağlarının önemini anlatmıştır.

















