İnsan ilime, bilime, öğrenmeye aç bir canlıdır. Temeli “Oku” ile başlayan bir dine sahibiz. İnsan yaşamı boyunca her daim öğrenmeye açıktır. Bunu kendisi istemese de hayatın, yaşamın zorunlu şartlarından birisi öğrenmektir.
İnsan öğrenir; acıyı, tatlıyı, iyiyi, kötüyü, doğruyu, yanlışı… Bu denklem böyle devam eder. İnsan, hayattan ders almadan öğrenemiyor. Bebeklik çağında anneden, çocukluk çağında okuldan, yetişkinlik çağında tecrübeler ile öğreniyorlar.
“Öğrenmek” kelimesi o kadar geniş bir anlam içerisindedir ki birkaç kelime ile sınırlandırılamaz ve anlamı, önemi hayatta kalmak için yemek, içmek kadar değerlidir. Öğrenmek, hayatta kalmak için verilmiş tek ve ortak nimettir.
İnsanlar öğrenmeyi sadece hayatta kalabilme dışında, hayatın içinde kendilerini geliştirmek açısından değerlendirirken, diğer canlılar “hayvanlar, bitkiler” hayatta kalabilmenin yollarını öğrenmekle yetiniyorlar. Çünkü insanlık dışındaki canlıların ekosistemleri hayatta kalabilme üzerine kurulmuş, yaratılmışlardır.
Allah insanı diğer varlıklardan üstün yarattığını Kur’an-ı Kerim’de belirtmiştir. “Şüphesiz biz insanı en güzel biçimde yarattık” ifadesi, Tîn Suresi 4. ayette insanın fiziksel, zihinsel ve ruhsal açıdan en mükemmel kıvamda, üstün yeteneklerle ve ilahi ahlakı taşıyabilecek potansiyelde yaratıldığını belirtir. Bu ayet, insanın diğer varlıklardan üstün ve seçkin bir yapıda olduğunu vurgular. İnsan oğlu “Eşref’i mahlukattır.” Yani yaratılmışların en şereflisidir.
Öğrenmek tecrübeden ibaret olsa dahi, tecrübe dışı öğretilerin çoğu yanlış bilgiden devam ediyor. Birimizin doğru olduğunu bildiğimiz bilgi veya konunun yanlış olduğu, kuşaktan kuşağa aktarılarak belki de asırlar sonra aydınlığa kavuşur.
Öğrenme konusunda tüm canlıların ortak noktası, tecrübe kazanarak öğrenmiş olmalarıdır. Halk şairimiz Yunus Emre’nin de ilim ve öğrenme üzerine şiirinde belirttiği gibi:
“İlim ilim bilmektir.
İlim kendin bilmektir.
Sen kendini bilmezsin.
Ya nice okumaktır.”
dizelerinde okumanın ve öğrenmenin önemini ve değerini hatırlatıyor.
İnsanlık elde etmiş olduğu ilmi ve bilgiyi doğru amaç için kullanmadığı sürece, öğrenmenin de kötü yönleri var maalesef. Öğrenmek iyi olduğu kadar da kötü yönleri vardır; ilmi nasıl öğrendiğin değil, ne için öğrendiğin önemlidir.
“Öğretmen = öğrenmek.” Kutsal bir meslek olan öğretmenlik, elde etmiş olduğu bilgi ve ilmi bir başkasına aktarmak için öğrenmiştir. Bilgiyi doğru bir şekilde değerlendirmektir bu.
Faydası olmayan ilimden Sana sığınırım Allah’ım diye dua ederiz. Öğrenmek hayat kurtarır, bir o kadar da hayatı sonlandırır. Eğitime, bilgiye, öğrenmeye dair sayısızca örneklemeler verebiliriz.
Kısacası, öğrenmiş olduğun bilgi sana bir fayda sağlıyorsa onu paylaşmaktan çekinme. Faydasını görmediğin, zararını yaşadığın ilmi kendi içinde imha et. İnsanlığız; yıllardır zararlı ilimler sonucu hüsrana uğramıştır. Aynı şekilde faydalı ilimleri ile dünyasını değiştirmiştir.
Yazımı Sokrates’in eğitim için söylemiş olduğu bir cümle ile sonlandırmak istiyorum:
“Eğitim, kıvılcımlar ateş yakmaktır.
Boş bir kitabı doldurmak değil.”



















