Herkesi sevgiyle selamlıyorum, değerli dostlar. Bugün üzerine epeydir kafa yorduğum, itiraf edeyim, biraz da kendimle hesaplaştığım bir konuyla karşınızdayım. Sizce sosyal medya detoksu gerçekten mümkün mü? Yoksa artık bu iş çoktan bizim kontrolümüzden çıktı mı?
Bakın, nasıl bir ağ örülmüş etrafımıza. WhatsApp, Instagram, YouTube, Threads, X, Facebook… Her biri ayrı bir platform gibi dursa da aslında hepsi birbirine geçmiş, iç içe girmiş durumda. Birinden çıksanız bile bir diğerine muhtaç kalıyorsunuz. Arkadaşınızın doğum gününü hatırlatan da ailenizin bir dönüm noktasını öğrendiğiniz mecra da gündemden bir haberin peşine düştüğünüz de hep aynı grift yapının içinde. Sanki bu platformlar tek başlarına var olamıyor, birbirlerini besleyerek ayakta kalıyorlar. Biz de bu döngünün dışında kalıp kalmama arasında gidip geliyoruz.
İşin bir de şu yüzü var. Haberlerden, gelişmelerden geri kalmak istemiyoruz. Kimse “ben bilmiyordum” demek istemiyor. Ama daha da can alıcı olanı şu: Görünür olmazsak sanki hiç var olmamış gibi hissediyoruz kendimizi. Yaptığımız bir işi, kazandığımız bir başarıyı, kafamızdan geçen bir düşünceyi paylaşıp tanıtamıyorsak, o başarı ya da düşünce bir anlamda gerçekleşmemiş sayılıyor. Görünmezlik yoklukla eşdeğer artık. Bu cümleyi yazarken bile içim biraz burkuldu açıkçası, ama yalan mı?
Mesele sadece sosyal ilişkilerle sınırlı kalsa iyi. Alışverişimizi telefondan yapıyoruz, kitap okumak yerine sesli kitap dinliyoruz, bir konuyu araştırırken yapay zekâya soruyoruz. Daha araştırmaya başlamadan Google’ın “AI modu” devreye giriyor. Yani konu artık sosyal medyadan uzak durmak değil. Hayatımızın neredeyse her katmanına sinmiş bir akıllı telefon bağımlılığından söz ediyoruz. Peki, bunu gerçekten istiyor muyuz, yoksa sadece alışkanlığın rüzgârına mı kapılmış durumdayız? Doğrusu, ben bile bu sorunun cevabını tam olarak veremiyorum.
İddia ediyorum, bir ay değil, bir hafta bile akıllı telefonsuz yapamayız. Belki bir gün filan. İkinci gün alışkanlıkla elimiz ekranı arar, üçüncü gün sadece bir bakayım diye cebi açıp kapatırız, dördüncü günde de pes ederiz. Bunu bir zayıflık olarak görmüyorum aslında. Sistem öyle kurulmuş ki, kendisini öyle içselleştirdik ki takipte ve çevrim içi kalmamız için elinden geleni yapıyor. Suçu sadece kendimizde aramak biraz haksızlık olur.
Peki, çözüm yok mu? Belki de tam bir kopuş yerine, küçük sınırlar koymaktan bahsetmeliyiz. Bildirimleri azaltmak, belirli saatlerde telefona bakmamak, bir kitabı elden bırakmadan bitirmeye çalışmak gibi… Tam detoks belki bir ütopya, ama ölçülü bir mesafe koymak elimizde olabilir diye düşünüyorum. Yine de kendimizi kandırmayalım. Bu mesafeyi koymak da bir irade işi ve iradenin de günün sonunda telefon ekranına yenildiğini çok gördüm.
İşte böyle, sevgili dostlar. Siz ne dersiniz, sosyal medyadan gerçek anlamda bir hafta uzak kalabilir misiniz? Yoksa siz de benim gibi bu sorunun cevabını vermekten çekiniyor musunuz? Sevgiyle kalın. 😊




















