Bunca zaman sahip çıktığım ve sımsıkı sarıldığım en önemli değerlerden biridir dostluk. Sağlam bir alt yapısı olan ve uzun ayrılıklar görmüş bir dostluğu yıkmak benim açımdan neredeyse imkânsızdır. Geçmişten biriken hikâye harçlarıyla karılıp ustalıkla inşa edilmiş bir dostluk ebedî olacaktır. Böyle dostlara sahip olduğum için öyle zengin ve varlıklı hissederim ki kendimi… Bu konuyu bana düşünmeme sebep olan kişinin ise dost kavramının çok dışında kalan bir karakter olması oldukça ironik olsa gerek… Zaten hep böyle değil midir? İyinin değerinin kıymetini bize gösteren kötüler ve kötülüklerdir.
Böyle insanlar bazen öyle bir anda ortaya çıkarlar ki gerçek dostlukların kıymetini bir anda size fazlasıyla gösterir ve çekilip giderler. Bu özellikleri onları da kıymetli kılıyor aslında… Öyle bir laf söylerler ki fikir deryası boğar uzun geceler. Siz birkaç gün söylediklerinin etkisinden çıkamazsınız belki ama bir yandan da sahip olduklarınızın sizi gerçekten de bu hayattaki en zengin insan yapmaya yettiğini anlarsınız.
“İyi dostlar biriktirdim” lafı kadar tatmin edici bir geçmiş düşünemiyorum. İnsanın gerçek bir dosta sahip olarak yaşlanması kadar sağlam bir misyon var mıdır ki? Bunu kırkına merdiven dayamış biri söylerse ciddiye alın çünkü dostluk kavramı içi boş bir kavram olmuş durumda son dönemde. Kırkına yaklaşmış biri uzun zamandır tanıdığı biri için dostum diyorsa o dostu ile birçok kez sınanmıştır. Kızmış, kavga etmiş, yeri gelmiş bir süre mesafe bile koymuştur belki ya da hiç bir sebep yokken ayrı kalmıştır ama asla kopmamıştır. Aile gibi, eşi gibi, çocuğu gibidir aslında bir insanın dostu. Küslük ve ayrılık düşünülemez. Evet, belki ihtiyacın da kalmaz bir süre sonra ona, evlenmişsindir ve çocukların vardır artık. Ama yine de o ailedendir. Böylesi dosttan bir tane bulmak çoğu kula nasip oluyor, iki de bulunuyor ama üç ve yukarısı zor gerçekten. Bulduğunu zanneden ve yanılanların sayısı oldukça fazladır. İki dostun varsa ve yanındaysa zaten yıkılman pek mümkün değil. Sen sadık olduğunu ve onun her anında yanında olduğunu hissettiriyorsan meraklanacağın, endişe duyacağın bir mesele de kalmıyor. Çünkü dost, arkadaş ya da tanıdık gibi değildir. Seni yormaz, senin limanındır. Sığınağın, tatilindir. Mesain değil, dalgan değil…
Dünya üzerinde sahip olacağınız bütün mallardan da kıymetlidir, makamlardan da, yeri gelir sevgiliden, eşten de değerlidir dostlar. Çünkü böyle dostlar sizin arkanızdan konuşmazlar, konuşulursa kollarlar ve en önemlisi de bu durumun böyle olduğundan şüpheniz olmaz. “O beni korumuştur.” dersiniz. Gerek bile duymazsınız böyle durumlarda “Beni savun.” demeye… O sizden bir parçadır zaten. Kıskanmaz mesela yukarı tırmanışınızı, zor bir işi başardığınızda tebriği ilk yapandır ve çok samimidir. Erkekler arasında böyle durumlar pek nadir görülür. Bu açıdan başarı merdivenlerini tırmanırken ya da yapılması zor bir iş yaparken tebrik edilmek, bir erkeğin dostluğunu ölçmek adına önemli bir kriter oluyor. Ardınıza baktığınızda paçanızdan çekenleri de görmeniz gerekir, sizi tırmanmanız için itenleri de…
Gerçek dostlara sahip olmanız dileğiyle…
















