İlişkilerde yakınlık kadar mesafeye de ihtiyaç duyulur. Birbirine yakın olmak, her an iletişim halinde olmak ya da her duyguyu birlikte yaşamak sağlıklı bir ilişkinin tek göstergesi değildir. İnsan sevdiği kişiden uzaklaşmadan da kendine ait bir alanı koruyabilir. Çünkü kişinin kendisiyle kalabildiği alan, ilişkide nasıl var olduğunu da doğrudan etkiler.
İletişimin aksadığı ya da çiftlerden birinin geri çekildiği durumlarda bu mesafeyi çoğu zaman bir kopuş olarak yorumlarız. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında her mesafe bir kopuş anlamına gelmez. Kişi kimi zaman yoğun duygularını düzenlemek ve ne hissettiğini anlayabilmek için geri çekilmeye ihtiyaç duyabilir.
İlişkilerde görülen bu geri çekilme davranışı çoğu zaman yoğun bir duygusal yük karşısında ortaya çıkan koruyucu bir tepki olabilir. Sürekli her beklentiye yanıt vermeye çalışmak maalesef zamanla kişinin kendisinden uzaklaşmasına neden olabilir.
Kendine ait bir alanı kalmayan kişi kendi duygularını ve ihtiyaçlarını fark etmekte zorlanabilir. Bu durumda ortaya çıkan mesafe, bir kopuştan çok kişinin kendini koruma ve toparlama çabası olabilir.
Bu korunma biçiminin temelleri ise çoğu zaman çocukluk yıllarındaki bağlanma deneyimlerimize dayanır. Çocukken sınırlarına yeterince saygı gösterilmemiş ya da duygusal olarak yalnız bırakılmış kişiler yetişkinlikte kendilerini koruyabilmek için mesafe koymayı öğrenebilirler.
Tam da bu nedenle koyduğumuz mesafenin bir farkındalık alanı mı yoksa bir kaçış biçimi mi olduğunu anlamak önemlidir. Eğer mesafe, sorunlarla yüzleşmekten kaçınmak için kullanılıyorsa zamanla yalnızlığı artırabilir. Ancak kişi bu mesafeyi duygularını anlamak için bir fırsat olarak kullanıyorsa ilişkiyi daha sağlıklı bir zemine taşıyabilir.
Buradaki asıl amaç geri çekildiğimiz anlarda kendimizi duyabilmektir. Çünkü bazen ihtiyaç duyduğumuz şey ilişkiden uzaklaşmak değil, ilişkinin içinde kendimize yeniden bir alan açabilmektir. Bu nedenle duygusal mesafe doğru yönetildiğinde bağ kopmak zorunda değildir. Aksine mesafe her iki tarafa da ilişkide neye ihtiyaç duyduklarını fark edebilecekleri bir alan sunabilir.
Çünkü insanın kendisiyle kalabilme becerisi, başkasıyla kurduğu bağın niteliğini de belirler. Sağlıklı bir mesafe kendimizle ve karşımızdakiyle daha dengeli ilişkiler kurmamıza yardımcı olur.
















