Tüm benliği ile rıhtıma yaslanmış bir şehrin hikâyesi bu. Tek çehre insanlar. Gözlüklerin ardına bir bir gizlenmiş. Melodili seslenenlerdir işte garipsenenler.
Merhabalar Rıhtımı’nda
Tek kapılı kervansaray misali,
Girenler,
Seslenenler.
**Rıhtım
Tan vakti,
Benliklerini ceplerine doldurmuş insanlar. Tek tek avuçlamakta parça parça benleri. Gizli bir el dolaşıyor sanki, saçların uğultulu derinliklerinde.
Adım adım yürüyorlar kendi mabetlerine doğru.
Rıhtım, sevinçli merhabaların durağı.
Bir bir doluştukça ruhsuz bedenler, buğulu gözlerle serpilen bakışlara.
**Yücelerden Dönüş
Kelimelere sıkışan,
Harflerin ahengine tutunmuş bir bir sıfatlar.
Rıhtım halkı,
En sivri ben yükseltisinden usul usul inişlerle bezeli.
Adımların sıklaşmasıydı fezada beliren.
Toprak nezdine merhabalarla sığındı insan.
Sıfatlar söküldü maviliklerin bağrında.
Bir adım ötesiydi ufuk.
Naranın sahibi konuşmaya başladı ansızın:
Siz,
Gözlerini ben diyarından ayırmayanlar,
Neşenizi kendinize saklayın.
**Hissis Basamaklar
Damlalar usul usul yaslandı gözlere,
Yönlerin iç içe geçtiği basamaklardan inen insanlar.
“Siz nasıl da bu denli merhabasızsınız? Selam.”
“Susmak, gönülden içre hizalanan sözler değil de nedir ki?”
…
Rıhtım halkı,
Size sesleniyorum.
İnin sevincin bağrına,
Hislerinize sıkıca sarılın.
Sokulun “öteki”nin şefkatli kucağına.
İşte geliyor bak,
Renk cümbüşü,
Sallanan eller, ayrışık parmaklar.
Nasıl da his içre his.
Dolanma Rıhtım’ın hissiz basamaklarına,
Avuçla maviye dolanmış umutları.
**Yerin Bağrı
Tane tane her şey,
Kahverenginin tonları.
Adımlar sıklaştı,
Suyun besmelesini arıyor gözler.
Rıhtımdan bir bir yükselen sessizlik naraları.
Toprağa,
Yerin bağrına yolculuyor insan, insanı.
Buluşmanın sevinci,
Geçip gidenin hüznü ile.
Tek çehreyiz madem,
Güne bakan çiçekleri gibi.
















