Yaşam

Sevgi

0

Sevgi, insanın kendi de dahil bütün canlıların, insanlığa yaraşır biçimde, pozitif potansiyellerini açığa çıkarma gayretidir diyebiliriz. Ancak ve ancak saygıyla, nazik ve zarif şekilde sevgi duyabiliriz. Bizleri şiddete ve kötülüğe yönelten hiçbir eylemin bahanesi sevgi olamaz. Ne yazık ki bazı cinayetlerin ardında neden olarak “sevgi” gösterilebiliyor. Hiçbir sapkınca olayın sebebi sevgi değildir. Çocuk istismarının altında da sevgi barınamaz. Psikopatalojik durumlar her ne kadar komplike olsa da meydana getirdikleri vahşetlerin sorumlularında o trajik olaylara veya kurbanlara dair duygularının bir zerresinde bile sevgiye rastlayamayız. “Ya benimsin ya kara toprağın” zihniyetinde de sevginin esamesi bulunmaz. Sevmek, onurlu insanların harcıdır ve erdem sahibi kişiler sevgiyi derinlikle hissedebilirler. Bu yüzden de şehvet ve arzulara sevgi yakıştırması yapmak doğru olmayabilir.

İnsanın tam anlamıyla sağlıklı gelişimi için oksijen kadar ihtiyaç duyulan şeydir sevgi. Doğumumuzdan hatta rahme ilk düştüğümüzden itibaren sevgiyle büyümek benliğimiz için gereklidir. Sevgiyi öğrenebilmemiz için yaşamımızın herhangi bir döneminde (özellikle çocukluk çağlarımızda) sevildiğimizi hissetmemiz ise çok önem taşır. “Nasıl ki insana ‘eğer’ veya ‘çünkü’ gibi bir koşul karşılığında nefes almasına izin vermek, hukuken de sabit, insanlık dışı bir suç ise insana yine koşullu olarak sevgi vaat etmek, henüz hukuken sabit olmasa da, insanlık dışı bir suçtur.” (Ergen, 2019). Sevgi, doğası gereği koşulsuz olarak gösterilmelidir, diğer türlü onun adı değişir, alışveriş olur menfaat olur. Koşullu sevgi, bağlamından kopmuştur ve sevgi değildir. Normal şartlarda, ebeveynler çocuklarını eğer yüksek not alırsa sevmezler, düşük not almalarına rağmen severler. Anne-babalar bazı cümlelerinde bunu hissettirdiğinde o çocukta “başarılı olursam sevilirim” yanlış inancı gelişebilir. Özellikle çocuklarımızı “eğer”lerle değil “rağmen”lerle severek ve koşulsuz sevgimizin tadına vardırarak yetiştirmemiz çok yerinde bir tutum olacaktır. Benzer şekilde eşimizi sadece zengin olduğu için tercih ettiysek olası iflas durumunda bizi bir arada tutan şey ortadan kalktığı için ve ona karşı koşulsuz sevgi beslemediğimiz için onunla yollarımız ayrılacaktır. Vatan sevgisinden de örnek verecek olursak, yurdumuza duyduğumuz sevgi olumlu zamanlarda mı sürüyor yoksa tüm olumsuzluklara rağmen mi? Bir kişiye, bir olguya, bir maddeye, bir canlıya, neye veya kime olursa olsun bir şarta bağlı olmadan gerçek manada sevgi duymamız söz konusudur.

Sevgimizi yansıtmak için sevdiklerimizin sevgi dillerini bilmemiz önemlidir. Nasıl ki Türkçe bilmeyen birine derdimizi Türkçe anlatmaya devam ettiğimizde bizi anlamayacaksa karşımızdakinin sevgi dilinden konuşmadığımızda da bizim sevgimizin farkına varmayacaktır.

Chapman’ın ifade ettiği beş sevgi dili:

  1. Onaylayıcı kelimeler
  2. Kaliteli zaman
  3. Hediye alma
  4. Hizmet eylemleri
  5. Fiziksel temas

Bu kısımda, bazen karşımızdaki kişinin sevgi dilini bilmekle yetinmeyip ‘sevgi lehçesi’ni de öğrenmemiz lazım olabilir. Örneğin sevdiğimiz kişinin sevgi dili fiziksel temas olsun, sarılmaktan hoşlanmazken öpülmeyi veya el ele tutuşmayı tercih ediyor olabilir. Sevdiklerimizin sevgi dillerini keşfe çıkarken sevgi lehçelerinin de olabileceğini hatırlayalım.

Esenlikler diliyorum.


Kaynaklar:
Chapman, G (1992, 1995). Beş Sevgi Dili. (2021 basımı). İstanbul: Koridor.
Ergen, G (2019). Erdemli Bir Kişilik Geliştirme Olarak Eğitim Sürecinin Temel Yapıtaşları; Sevgi, Saygı, Güven. Akdeniz Eğitim Araştırmaları Dergisi, 13(29), 479 – 510.

Nilgün Kurtgün
Uzman Klinik Psikolog

Hayatın İçinden

Önceki makale

Karakter Meselesi

Sonraki makale

Yazarın Diğer Yazıları

Yorum

Yorum yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha Fazla Yaşam