Bir taraftan bir tarafa hareket halinde olduğumuz bu hayatta bazen dengeler oldukça değişebilir. İçinde yer değiştirdiğimiz, kendimize oluşturduğumuz yörüngeler de kaçınılmaz durumlarda bizi yakalayabilir. En başından süregelmiş insan kanunları belki de bizlere rehberlik etmektedir. En önemlisi de kördüğüm olmuş kadar çözümsüz bir evrede bekleyişlerin içinde esir olmaktır. Gurbet nedir? Her avcunu uzattığında sanki elini tutacak gibidir ama bir türlü ucunu bucağını yakalayamadığın bir girdap gibi seni içine çeker. Ayrılıklar hissi bazen o kadar boğar ki insanı, mahmur gözlerle her yeni günü beklerken özellikle gece yarıları üstüne bir ağırlık çöker. Peki, duyduğumuz özlem de neyin nesi? Bu ruhumda sönmek bilmeyen bir yanardağın ağlayışı mı? Yanıp söner mi insan içinde her ayrıldığında yuvadan, kuşlar ağlar mı göç ederken buralardan? Şimdi söylesin gökyüzü, söylesin tüm dünya, yürek tarif ettiğinde bulunurmuş meğer hakikat. Bazı zamanlar susarmış insan, konuşmazmış lisan, hep beklermiş en çok da yerli yerinde nisan.
Biz insanlar peki, bu döngüyü nasıl yenebiliyoruz, bunun hakkında konuşalım. Kördüğüm olmuş bir gurbet kargaşasının içinde kendimizi bulduğumuzda en çok çerçeveler bizim dostumuzdur. Bazen bir fotoğraf çerçevesi, bazen de bir camın çerçevesi, en çok da aynaların çerçevesidir. Özlemek kalan için mi zor, yoksa giden için mi diye düşünmek gerekir. Uzak mesafeler, insanları ayıran onca dağ ve uzun yollar, hissiyatı birbirine yaklaştırabilir. Ters etkinin sonucudur bu aslında; insan, lisan ve nisan üçlemesinin de bir sonucudur. Zaman uzar, dil susar, insan usanır ama her şey bir gün yerli yerini bulur. Asıl ayrı düşmelerin en çok nedeni de budur ya, bazen fikirler de gurbette olabilir. Ruhlar da, insan da, fikirler de aynı dilimde yaşamayı beceremeyen bir gruptur. Hangisi ağır basar, hangisi az bırakır, çoğu alır dersek eğer; insan gurbette olduğunda bulması zordur, ruhu gurbette olan başka zamana emanet etmiştir artık. Fikirler gurbette olduğunda ise bedenler bir aradadır ama kördüğüm tüm zihni sarmıştır. Özlediklerimizin hepsi zihnimizde midir, yoksa dışarda olan da var mıdır? Biriyle anlaşmak da bazen zaman aşımına uğramışsa, özleyeceğimiz bir ayrı düşmedir. Ayrı düşmek nedir? Gayrısını düşünmemek midir? İnsan bazen üçlemeler ve ikilemlerin arasında sıkışık kalır ve kördüğüm bu nedenle oluşur.
Açıklayacak olursak, zaman içinde zaman vardır bazen, insan bu zamanın içinde bekleyişler sürdürür. Ya da acılar, mutluluklar sığdırır içine; bir kucak dolusudur bunlar. Kördüğüm elbet; gurbettir. Çünkü hiçbir fikri, insanı ya da ruhu zamanın içinde ikinci defa bulmak mümkün değildir. Zamanın içinde zaman vardır evet ama buna sadece ömrün kendisi denir. Yapmamız gereken de tam o noktada insanı lisanla nisanda birlikte bulabilmektir. Gurbet o anda belki daha az acıtır insanı, kovalamaz ruhu ve sürüklemez fikirleri…

















