Hayat bazen insanı öyle bir noktaya getirir ki, kendini aynada değil, bir papatyanın eksilmiş yapraklarında görmeye başlar. Bir zamanlar bembeyaz açan, rüzgâr estikçe umut dağıtan o papatya artık eksiktir. Ne güneşe eskisi gibi dönebilir ne de baharın gelişine aynı sevinçle eşlik edebilir.
Belki de bu yüzden insan bir gün durup şöyle der:
“Yaprakları koparılmış papatya gibiyim; seven de zarar verdi, sevmeyen de.”
Ne kadar ağır, ne kadar gerçek bir cümle…
İnsan çoğu zaman yaralarını düşmanlarından değil, en çok sevdiklerinden alır. Çünkü yabancının attığı taş canı acıtır; ama sevdiğinin attığı söz ruhu yaralar. Tanımadığınız birinin kırıcı davranışını zamanla unutabilirsiniz. Fakat size, “Seni asla incitmem.” diyen birinin bıraktığı iz, yıllar geçse de silinmez.
Sevgi bazen sadece sarılmak değildir. Sevgi; anlamaktır, dinlemektir, incitmemektir. Bir insanı gerçekten seviyorsanız, onun ruhuna bastığınız her adımın iz bırakacağını da bilirsiniz. Ne yazık ki herkes sevmesini bildiğini söyler ama herkes sevgiyi korumayı başaramaz.
Bir de hiç sevmeyenler vardır…
Onlar için siz sadece kalabalığın içindeki herhangi birisinizdir. Kırdıkları kalbin sesini duymaz, söyledikleri sözün ağırlığını hissetmezler. Kayıtsızlıkları, umursamazlıkları ve bencillikleri de en az kötü niyet kadar yaralayıcı olabilir.
İşte insan bazen iki ateş arasında kalır. Bir yanında sevgisini yanlış gösterenler, diğer yanında sevgisizliği hayat biçimi hâline getirenler… Sonunda ikisinin de ortak bıraktığı şey aynı olur: Eksilmiş bir yürek…
Papatyanın yaprakları tek tek koparılırken kimse onun acısını düşünmez. Oysa her kopan yaprak, onun güzelliğinden eksilen bir parçadır. İnsan da böyledir. Her hayal kırıklığı, her ihanet, her vefasızlık ruhundan küçük bir parça alıp götürür. Dışarıdan bakıldığında hâlâ ayaktadır, hâlâ gülümseyebilir. Ama içinde eski baharlarından geriye sessiz bir özlem kalmıştır.
Yine de papatyanın bize öğrettiği önemli bir şey vardır. Yaprakları koparılsa bile kökü topraktaysa yeniden filizlenebilir. İnsan da öyledir. Bizi yaralayan insanlar, umutlarımızı eksiltebilir ama yeniden yeşerebilme gücümüzü elimizden alamaz. Çünkü iyileşmek, başkalarının bize ne yaptığıyla değil; bizim kalbimizi ne kadar koruyabildiğimizle ilgilidir. Belki de olgunlaşmak; herkese güvenmekten vazgeçmek değil, güvenilecek insanları ayırt edebilmektir. Her uzatılan eli dost sanmamak, her güzel sözü samimiyet kabul etmemektir. En önemlisi de, bizi incitenlerin yüzünden içimizdeki iyiliği öldürmemektir.
Hayatın en acı gerçeği şudur: Bazen seven de kırar, sevmeyen de. Ama insanı hayatta tutan, kendisini gerçekten seven birkaç yüreğin varlığıdır. Sayıları az olabilir ama onlar, koparılan bütün yapraklardan daha değerlidir.
Bugün kendinizi yaprakları koparılmış bir papatya gibi hissediyorsanız bilin ki mevsimler değişir. Yağmur diner, güneş yeniden doğar. Kırılan dallar bazen daha güçlü filiz verir. Yeter ki kalbinizdeki toprağı tamamen kurutmayın.
Çünkü bir gün sizi gerçekten seven insanlar, yapraklarınızı koparmak için değil; yeniden açmanız için yanınızda olacaktır.
Ve o gün anlayacaksınız ki, papatyanın asıl güzelliği yapraklarının çokluğunda değil; her şeye rağmen yeniden çiçek açabilme cesaretindedir.
Yeni baharda yeni papatyalar açmak ümidi ile, iyi okumalar…

















